Goldmaster Destek Sitesi
 


Geri git   Goldmaster Destek Sitesi > SOFTCAM DOSYALARI ŞİFRELEME SİSTEMLERİ - MODÜLLER - KARTLAR - UYDULAR ve FREKANSLAR > Uydulardaki Yeni Eklenen ve Değişen Frekanslar > Uydulardan Haberler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 28-06-2007, 10:20   #1
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Arrow Uyducunun El Kitabı..


Şifreli yayınların korsan olarak izlenmesi - 1

Avrupa’da 99 ve ikibin yılları digital korsancılığın doğuşu ve yükselişine sahne olmuştu. Analog ve D2MAC türü analog şifre sistemleri gitgide sahneden silinirken yaygınlaşmaya başlayan dijital Irdeto, Seca(Mediaguard) ve Viaccess sistemlerinin kırılmasıyla bu kanalların bedava izlenme fırsatının peşine düşen milyonlarca kişi korsan yükleme yapılarak (IrdetoFree, FreeCAM) kartsız kullanılabilen Irdeto modüllerin, daha sonra çeşitli korsan kartların sahibi oldu. FilipinoCh., Polsat, ZeeTV, TPS, Multivision, ABsat, Digital+, TVCabo, C+ Hollanda, Orf gibi buketlerin korsan olarak izlenebilmesini sağlayan bu kartlara yükleme yapmakta kullanılan programmer cihazlarının sadece türkiyede bile "onbinlerce" sattığı söylenebilir. Değişen şifreleri almak vermek için internette onbinlerce board ve site kuruldu. Bunlar milyonlarca defa ziyaret edildi. Bu arada korsanlıktan zarar gören yayın şirketleri de buna reaksiyon göstermekte gecikmedi. İlk ve en büyük çapta korsanlığa uğrayan CanalPlus şirketi bu işin arkasında NDS'nin olduğu iddiasıyla bedeli iki milyar doları bulan tazminat davaları açtı. İddiaya göre rakip NDS firması büyük maddi ve teknik imkanlarını kullanarak algoritmaları açmış ve internet üzerinden korsancılara sunmuştu. Kanıtları da olduğunu söyledikleri ve mahkemeye sundukları bu davalar sonunda iki gurubun şirket alıp vererek birbirleriyle anlaşmaları sonucu düşürüldü. Gerçekten de bu işe hevesli şaşılacak kadar çok sayıdaki bilgisayar meraklısı gencin bütün gayretlerine rağmen algoritmaların kırılabilmesi aslında ellerindeki standart donanımlarla pek mümkün görünmüyor. Nitekim önce Irdeto, sonra Viaccess ve Mediaguard kilitlerinin yeni versiyonlarını ortaya sürdüler. Bunların herhangi bir korsan çözümüne de rastlanmadı. Eğer birinci versiyon şifrelerin çözülme olayı teknik olarak söylendiği gibi gerçekleştirilebilmiş olsa idi, ikinci ve üçüncü versiyon şifrelerin çözülmesinin de benzer bir süreç içinde gerçekleştirilebilmesi gerekirdi. Başarılamamış olması bunun bir "bilgisayar dehası çocukların arayıp bulup çözme olayı" olmadığının (yani CanalPlus'un iddiasının doğruluğunun) bir kanıtı gibi durmaktadır.
Millenyum’un başında korsancıların birinci nesil şifreler üzerinde elde ettikleri bu başarı ticari olarak bir korsan sektörünün doğmasına ve sektörün kendine gerekli tüm donanım ürün repertuarını geliştirmesine de yol açmıştır. Bu araçların başında hiçbir şifre firmasına ait olmayan üniversal CAM’ler gelmektedir.

UCAS CAM’lerinin yaygınlaşma nedenleri
Şifreli yayın izleyicisi aslında iki türlü telif hakkı için ödeme yapmaktadır. Birincisi izlediği şifreli yayının yayıncısına, ikincisi yayını şifrelemekte olan şifre sisteminin sahibi olan şirkete. Örneğin izlenecek olan şifreli yayın eğer Viaccess ise Viaccess şirketine de lisans ödenmektedir. Bu ömür boyu bir defalık değildir. Sistem sürekli teknik destek ve korsanlığa karşı güncelleme gerektirdiği için sürekli ödenmesi gereken bir lisans ücretidir. Lisans bedeli yayıncının abonesine taktığı bedava cihazın içinde gömülü olabileceği gibi kullanıcının piyasadan satın alacağı CAM ile birlikte de ödenebilir. Sonuçta resmi abonelik için resmen bir de şifre lisansı ödenmektedir. Üstelik kullanıcı eğer üç farklı şifre kullanan kanala abone ise üç ayrı şifre şirketine lisans ödeyecek, bunun için üç ayrı alıcı cihaz veya CAM satın almak kanalları izlerken de bunları birbiriyle değiştrmek zorunda kalacaktır. Oysa emülasyon kipinde çalışarak 5-10 değişik şifre sisteminin hepsine uyum sağlayabilen CAM’ler ayni işi rahatlıkla görmektedir. Bunlar yazılımsız olarak satıldığından herhangi bir şifre şirketinin telif hakkını ihlal etmemektedir. Tabii herhangi bir kanalı çözmediği için herhangi bir yayıncının telif hakkı da ihlal edilmemektedir. Ancak bunlara gerekli (PentaCrypt v.b.) yazılımlar yüklendiğinde "Viaccess I ve II, TPScrypt, AstonCrypt, Seca Mediaguard I ve II (SECA 1-2), Irdeto I ve II, Betacrypt(Beta Digital), Nagravision (BoxKey'i seçilebiliyor)" gibi en popüler tüm şifre sistemleriyle kulanılabiliyor. Bu CAM’lerde kullanılan çipler çok hızlı ve güçlü olduklarından aslında üretimleri orijinal CAM’lerden biraz daha pahalıya gelmesine karşın üzerinde lisans bedelleri olmadığından kullanıcıya ucuza gelmekte birkaç şifre sistemi yerine birden geçmesi nedeniyle de çok tutulmaktadır.
Kullanıcı eğer bedel ödeyip abone olduğu bir paralı kanalı orijinal CAM yerine böyle bir CAM kullanarak izlerse sadece şifre şirketinin lisans bedelini ödememiş olacaktır. Bunun riski beklenmedik bir zamanda elinde geçerli resmi abone kartının bulunmasına karşın yayınları izleyemez hale gelmesi olabilir. Çünkü bu şifre sistemleri karta beklenmedik bir saldırı yaparak abone kartını da bozabilir durumdadır.


Universal CAM'lerin ilk meşhur olan türü Magic Modül’dür. Bu modül son kullanıcı tarafından geliştirme modülü olarak kolay programlanabilmesi için basit ucuz ve kullanışlı bir programmerla birlikte ve içinde yazılımsız halde satılmaktadır (İçinde sadece Dreamload Boot Loader'i var).. Programmer CAM'in içine takılıyor. CAM de uydu alıcıda takılı. Programmerin RS232 ucu bir seri kablo ile bilgisayar'ın COM portuna bağlanarak program PC'den aktarılıyor. Receiver sadece özellikle CAM'i beslemek için gerekli. Programmer cihazı Season logger/emülator kartına çok benziyor, ancak üzerinde atmel mikroişlemcisi var. Yeşil LED yanarsa sorun yok demektir(CAM sadece bu şekilde flaşlanabiliyormuş).

Ancak, internette çeşitli uyglama yazılımları mevcut ve bunlar sayesinde bir süre içinde tüm popüler koşullu erişim sistemlerini emüle edebilir konuma gelmesi beklenebilir. Tüketici bu modülü bir programmer kartıyla birlikte alıp disketteki yükleme yazılımını çalıştırdıktan sonra internetten indirdiği dosyayı modüle yüklüyor. Modül RS232(COM) portu üzerinden bilgisayara CAM'in içinde takılı kart üzerinden de uydu alıcısına bağlı. Dolayısıyla bu programmer kartı modülün içine takılarak modül istendiği kadar defa silinip yeniden programlanabiliyor ve yazılımlar sayesinde modüle kazandırılabilecek fonksiyonlar sınırsız. Şu anda hala kullanılan V1.02 donanım versiyonu 30 MHz ARM7 mikroişlemcisi 256k RAM ve 2 Mb Flash Belleği ile çok geniş teknik imkanlara sahip. Normal CAM'ler her an sadece bir tek koşullu erişim sistemini destekleyebilir durumda. Oysa bu bir teknik zorunluluktan kaynaklanmıyor. O nedenle bir süreden beri CAM'lerin teknik özellikleri daha sona modifiye edilerek fonksiyonları arttırılmaktaydı. İlk önce Irdeto AllCam yapıldı. Bu esas olarak Irdeto CAM 'lerin Betacrypt'ler dahil tüm Irdeto kartları ile çalışabilmesini sağlamak içindi. Daha sonra ise Irdeto CAM'leri diğer koşullu erişim sistemleri için olan komutları da kullanabilme özelliği sayesinde FreeCAM adı verilen özel bir yazılım kullanılarak başka şifre sistemine sahip kartlar için de kullanabilme devri başladı. Şimdi bu FreeCAM'lerin yapamadığı şey konusunda ise Magic Modül devreye giriyor. FreeCAM'ler başka koşullu erişim sistemlerini yerli modunda destekleyememektedirler. Bu nedenle örneğin FreeCAM'ler resmi Mediaguard II abone kartları ile birlikte kullanılamıyor. Çünkü bu fazladan logging fonksiyonları Irdeto moduyla yapılabiliyor. Yani Irdeto'yla ilgisi olmayan bir resmi abone kartı FreeCAM'lerde çalışamıyor. Oysa Magic Modüllerin şu anda kullanılan yazılımları yerli modları destekler durumda ve Irdeto dışındaki koşullu erişim sistemlerini de yerli modda destekleyebidiğinden hem resmi abone kartlarıyla hem de korsan kartlarla çalışabilir durumda. Öte yandan gerek duyulduğunda kullanılabilecek Irdeto FreeCam'lerde olan komut geçirmeli loglama fonksiyonu PentaCrypt yazılımında da var, yani FreeCam yazılımları ile yapılabilen tüm fonksiyonlar ve üretilen tüm dosyalar MagicCAM ile de kullanılabiliyor. PentaCrypt'i yapanlar bu işin burada kalmayacağını, Conax ve Cryptoworks'un eklenmesi için de çalışmalarının sürdüğünü, hatta birgün Videoguard'ın eklenmesinin de planları arasında olduğunu söylüyorlar. Tüm bu nedenlerden MagicCam'e olan talep olağanüstü artmış. Mevcut yazılımın söylendiği gibi tüm örneklerde çalışmasına, kanallar arası geçiş hızının iyi olmasına rağmen farklı şifre tipleri arasındaki geçiş sırasında biraz yavaş kaldığı söylenebilir. Ancak belki bu da bir sonraki yazılım sürümünde giderilebilecek bir sorundur. Şu anda geleceği güvenli ve iyi bir yatırım olarak görünen MagicCam'lerin bu özelliğini sürdürebilmesi birçok şeye bağlı görünüyor. Birincisi, GlobeCam, GlobalCam, UniversalCam(TBD CAM), EuroCAM gibi çeşitli adlarla pazara sürülen malların ne gibi çeşitlilikler getireceği. Örneğin Global CAM içinde "bir daha yüklenmesi gerekmeyeceği, ve mevcut resmi veya gayriresmi tüm kartlarla çalışacağı iddia edilen kendi yazılımı yüklü halde satılıyordu. Uydu alıcıların içine "Eurocam" adıyla takılı(embedded) satılan CAM'ler de aynı iddiaya sahip.

MagicCAM sonuç olarak konunun meraklıları için bir araştırma geliştirme modülü iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Geliştirmeye de çok açık olduğu kesin. Örneğin FREEPASS CAM (IrdetoFree) ile karşılaştırılınca, farklı şifre sistemleri arasındaki geçişlerde daha yavaş kaldığı eleştirisi var. Gelişme sonucu hem hızlanması, hem de zamanla halen emüle edilemeyen şifre sistemlerini de emüle edebilir hale getirilmesi mümkün.(Universal, Dream Multimedia - Magic, SIDSA)
MagicCAM'ler kısa süre sonra yerini MatrixCAM’lere bıraktı. Donanım bakımından çok değişmeden Seca1-2, viaccess1-2, Irdeto1-2, Nagravision, Betacrypt gibi çeşitli sistemlerle çalıştığı iddia edilen çeşitli yazılım verisyonları ortaya çıktı. Bunların kullanımını engellemek üzere geliştirilen tüm yöntemlere karşılık karşı önlemlerle bu CAM’lerin kullanılabilirliği bu güne kadar sürdürüldü. Sürekli yeni marka model isimleri ortaya çıktı. Hatta bazıları kimi yayıncıların resmi olarak önerdikleri CAM konumunu kazandı. Özelikle erotik kanal aboneliklerinde ve korsan izleyicilikte aşağıdaki Multicam’lara ait çeşitli versiyonlar en yaygın olarak kullanılmaktadır.

MatrixCAM
Reality CAM
Dragon CAM
JokerCAM
KidCAM
Tri-CAM
Axas-CAM
X-CAM
ZetaCAM
NeotionCAM
SkyCrypt
IceCrypt

Emülasyon modunda çalışan bir MultiCAM kullanan kullanıcılar genellikle aynı zamanda yayını da bedel ödemeden “korsan izleyici olarak” izlemek isterler. Bu daha eski versiyon şifre sistemlerini kullanmayı sürdüren çeşitli platformların digital kanal ve buketleri açısından genellikle mümkündür. Digital yayıncılığın başladığı on yıl öncesinden bu güne sürekli korsan izlenebilen çeşitli kanallar hep olmuştur. Yeni açılan platform ve buketler genellikle korsan izleyiciler açısından (en azından bir süre) kolaylıkla bedava izlenmiştir. Bunun sürdürülebilmesi için de için başlı başına bir sektör oluşmuştur.
Aynı iş için geliştirilen ancak kart ve CAM kullanımına gerek duymayan softCAM emülatör(EMU) yazılımları da üç yıldan bu yana yaygınlık kazanmış, hemen her marka model için EMU yazılımı bulunabilir hale gelmiştir. Uydu alıcılar bu özellikleri nedeniyle hala "tüm şifreli yayınları çözebilen" diye satılıyor. Ama, kanallar yeni versiyon şifrelere geçtikçe korsan sistemleri etkisini yitirmektedir.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:21   #2
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart Şifreli yayınların korsan olarak izlenmesi - 2


SmartKartlar ve Programmer’lar
Smartkart denince aklımıza kredi kartı formatında üzerinde altın kaplamalı elektriksel temas noktaları olan plastik kartlar gelmektedir. Çipler altın kaplama kontak noktalarının hemen altında bulunduğundan plastik kartın geri kalan kısmının elektriksel veya elektronik bir işlevi yoktur. Banka işlemlerine, kapı girişine, cihaz(cep telefonu) kullanımına izin verme gibi çok sayıda alanda kullanılan bu kartların gerek dış görünüşleri ve gerekse içindeki devreler bakımından onbinlerce çeşidi bulunuyor. Ancak, burada sadece "paralı TV izleme izni vermekte" de kullanılan türlerinden sözedeceğiz.




White, Gold, Emerald, Purple, ve Silver Smartkartlar

Bildiğiniz gibi Avrupa’da şifreli TV kanallarının ortaya çıkmaya başlamasından beri en yaygın olarak kullanılan abonelik sistemi SmartKartlarla olanıdır. Bu kart abone alıcısındaki özel yuvaya takılı durur ve abonenin yayınlarla ilgili istihkaklarını belirler. Özellikle korsan izleyicilerin bu iş için en baştan beri en yaygın olarak kullandıkları kart türü bir PIC ile bir EEPROM çipinden oluşmakta idi.
Kartta bulunan PIC16F84 çipinin özellikleri şöyledir: Program alanı: 1792 byte,1024x14 word, RAM: 68 byte, Max Frekansı:10 Mhz, I/O Portları: 13, içinde seri programlama (ICSP), açılışta sıfırlama (POR), açılış zamanlaması (PWRT), osilatör başlama zamanlaması (OST), güvenlik zamanlaması (WDT), Kod koruma, Uyku modu, ve çeşitli osilatör seçenekleri bulunur.

Uydu yayınları bakımından Türkiye, ilk olarak BBC ve İskandinav ülkelerinin D2Mac yayınları ile Astra uydusundan alınan VCrypt ve Syster(Cine5) yayınları tanıdı. Bu tür kartların pahalı abonelik bedellerinden kurtaran korsan smartkart uygulamaları da ilk olarak 90'lı yılların ilk yarısında bu analog VCrypt, Eurocrypt yayınlarla başladı. O zamanlar kullanılan kartların içinde genellikle sadece bir PIC16F84 çipi bulunur, içine yüklenen programlar ve çip (üstü kazınarak) sır gibi saklanırdı. İçinde Sadece PIC16F84 çipi olan ve "Beyaz Wafer" denilen kartın iç bağlantı şeması aşağıda verilmiştir.



Beyaz Wafer kartın bağlantı şeması

Daha sonra gelen devirde ilk kırılan dijital sistemin C+'nın SECA sistemi olduğu söyleniyor. Aslında, CANAL+ nın SECA(Mediaguard) analog sistemi çok daha en eskiden kırılmıştı. Ama, o zamanlar bu kırma işleminin tümü sadece video senkronizasyonunu sağlamaktan ibaret idi. Dijital yayınlarda iş o kadar kolay değil. Gerçekten de, digital yayın şifreleme tekniklerinin Hackerlar tarafından, (belki de bir Viaccess hariç) tamamen kırılmış olduğu söylenemez. Herşeyin 1999 yılında SECAROM.ZIP isimli bir doyanın bir DR7.com bordunda yayınlanmasıyla başladığı söyleniyor. C+ bu dosyayı Murdoch grubunun(NDS'nin sahibi) yayınladığından emin.
İddiaya göre NDS kendi imkanlarıyla SECA sisteminin kırılmasını sağlayıp, ürettiği dosyayı da çok sayıda korsan sitesine yaymış. Açılan dava sürerken, bununla başlayan digital korsanlık olayı SECA ile çok benzer sisteme sahip Viaccess, ve Irdeto sistemlerini de kapsayıp 2000 yılında muazzam bir yaygınlık kazandı ve milyonlarca tüketiciye ulaştı.

Almanyanın paralı TV devi PremiereWorld normalde yasal olarak sadece "d-box" adı verilen özel alıcısı ile izlenebiliyor idi. Korsanlar "allcam" adı verilen ve betacrypt (irdeto) içeren bir CAM ve korsan kart kullanarak tüm cihazlarla izlenebilir hale getirdiler. Irdeto sisteminde belirli anahtarların yayından alınıp karta yüklenmesi gerekiyor. Internette tüm bu işlem protokolleri açıklandı ve aslında oldukça karışık olan bu iş ve Irdeto sisteminin kırılması acemilerin bile kolayca yapabileceği bir iş haline getirildi.
Aynı dönemde MOSC (Modified Original Smart Card)'lar kullanılarak orijinal bir karttan klonlar (kopyeler) yapılması da popüler hale gelmişti. MOSC kartlar, kendi kendini güncellediği, PPV yayınları da açtığı ve yayıncının gönderdiği önlem sinyallerinden etkilenmediği, ve kanal geçişlerinin hızlı olduğu iddiasıyla satılıyordu. Gerçi C+ gibi Irdeto da arada sırada kartı sildiren mesajlar gönderiyor. Ama korsancılar bunun çözümünü "Blocker" denilen tek çipli bir kart kullanımıyla bulmuşlar ve hemen engelliyorlar. Kart çalışmaya devam ediyor. Irdeto tüm bunlara karşı çözümü CAM dahil tüm sistemini yenilemekte buldu ve donanım olarak Irdeto 2 'yi çıkartarak korsanlığın büyük ölçüde önüne geçildi. Viaccess'in ise algoritmalarının da kırıldığı iddia edilmekteydi. Oysa bunun hiçbir delili yok.
1999 yılında önce SECA, ardından Irdeto ve son olarak Viaccess şifreli TV kanal ve buketlerinin kırılmaya başlaması ile korsan Smartkartların üretilmesi ve satılması da yaygınlık kazanmaya başladı. Miktar artınca hepsi plastik Wafer kartlara döndü. Digital yayınların korsan kartları için 16F84 çipinin 68 byte'lık bellek alanı genellikle yetersiz olduğundan PIC çipinin üzerine bir EEPROM(24C16) eklenmiş hali olan ve daha önceden analog Nordic yayınlar için kullanılmaya başlanmış olan ISO 7816 uyumlu GoldCard bu iş için biçilmiş kaftan'dı. Gerçi daha sonra kullanılan çip çeşidi de kart türü de oldukça arttı. Paralı TV korsan kartlarında genellikle şu çipler kullanılmaktadır. (PIC16F84A, PIC16F84, PIC16C84, PIC12C508, PIC12C509, PIC16C622, PIC16F628, PIC16F876, PIC 16F877, ATMEL 90S2323, ATMEL 90S2343, ATMEL 90S8515, ATMEL 90S8535, 24LC16, 24LC64, 24LC128, 24LC256 v.s.). Bu çipleri içinde barındıran wafercard’ların fiyatları ise yaklaşık 2 dolardan başlıyor.
Gold Kartta PIC16F84 çipine I2C busu üzerinden 2048 byte ilave bellek sağlayan 24LC16B eeprom çipi de bulunur. 24LC64 , 24x65 çipleri kullananları da yapılmıştır.
2x16F84 1x24LC16 kullanan kartlar yapıldı. Quadra dendi. Silver, Purple Piccard versiyonları yapıldı. Bunlar genellikle Baskı devre plaketleri üzerinde idi. "Emerald"(zümrüt) denilen türü çıktı. Özetlemek gerekirse isimlere göre tanımları şöyledir.
Gold Wafercard (PIC16F84A + 24LC16B),
Blue Wafercard (PIC16F84A + 24LC64),
Emerald Wafercard PIC16F628 + 24LC64

Emerald kartlar Silver ve Purple'a rakip olarak çıkmış. Daha önce PIC16C622'li(flaşsız) OTP versiyonu varmış. Emerald ise hem daha ucuz, hem flash'ı var(yani çok defa yeniden programlanabilir). Goldla karşılaştırılınca iki kat program işleme kapasitesi, üç kat çip üzerinde eeprom'u, 4 kat harici eepromu bulunuyor.



Silver WaferCard’ın iç yapısı

Silver Wafercard PIC16F877 + 24LC64 (Farklı şifre sistemleriyle ayni CAM içinde çalışabilmeyi sağlayan (3in1, 5in1, 6in1, DS9-Projesi) yazılımlar için düşünülmüş. Piccard-2 olarak da biliniyor. Kod alanı gold karttan 8 kat fazla. PIC16F628 + 24LC64'den de dört kat fazla. PIC16F877 çipi aslında 40 pinlidir. 33 giriş/çıkış pini bulunuyor. Ama bunlar kullanılmadığından şemada 28 pinli PIC16F876 gibi kullanılmıştır. Bilmek gereken şey, PIC16F84 ve PIC16F628 için yapılmış yazılımların bu kartta çalışmayacağıdır.
PIC16F877 çipinin özellikleri: Program alanı: 8192x14(word), RAM:368 byte, Data EEPROM'u:256byte, Max Frekansı:20 Mhz, A/D kovertörü(10bitlik):8 tane, I/O Portları: 33tane, içinde seri programlama(ICSP) 2 pin üzerinden, açılışta sıfırlama (POR), açılış zamanlaması (PWRT), osilatör başlama zamanlaması (OST), Brown-out sıfırlaması(BOR), güvenlik zamanlaması (WDT), İki 8-bit zamanlayıcı ve bir 16 bit zamanlayıcı, Programlanabilir Kod koruma, Uyku modu, ve çeşitli seçilebilir osilatör seçenekleri bulunur. Silver kartta ayrıca, I2C busu üzerinden 8192 byte ilave bellek sağlayan EEPROM 24LC64 de bulunuyor.


Purple FunWaferCard (funcard-2)’ın iç yapısı

FUN Wafercard AT90S8515A + 24LC64
Kartta bulunan ATMEL, AT90S8515A çipinin özellikleri şöyledir: Program alanı: 1792 byte, 4096x16 word, SRAM: 512 byte, Data EEPROM: 512 byte, Max Frekansı: 8 Mhz, I/O Portları: 32, programlama seri UART, Bir 8 bit zamanlayıcı, bir 16 bit zamanlayıcı, porgramlanabilir güvenlik zamanlaması (WDT), Besleme kapalı, düşük güçte bekleme modları, Master/Slave seri arayüz, Dahili, Harici kesme kaynakları, Çip üzerinde analog karşılaştırıcı, Programlanabilir Kod koruma bulunuyor. Standart Funcardlarda kullanılan 24LC64 (EEPROM) çipi I2C bus'u üzerinden programlanabilen 8192 byte alana sahiptir.
Bunlara Purple Funcard veya Funcard 2 deniyor. Daha sonra AU (Auto Update) otomatik güncelleme özellikli bazı yazılımlar bu bellekden daha çoğuna gerek duyar oldular. AT90S8515A 24LC128 çipseti kullanan kartlar ortaya çıktı. Bunlara da Funcard 3 veya Prussian deniyor. (Renkleri ve üzerindeki desenleri çok farklı şekillerde olabiliyor.) Bir süre sonra bunun daha geniş belleği olanı çıktı. AT90S8515A + 24LC256 çipseti kullanan bu tür Funcardlara da Funcard 4 ve Prussian 2 adı verildi. Sonra AT90S8515A + 24LC512 çipseti kullanan Funcard 5 çıktı. Bunların işlemcileri aynı ama herbirinin bellekleri bir öncekinin iki katı.

FunCard 6 : AT90SC8515 + EEprom 24LC1024 ,
Funcard 7 : AT90SC8515 + EEprom 24LC2048. En büyüğü 2MB bellekli bu kart.




FunCard6, OposCard, KnotCard, TitanCard, Titan2, HighSecurityPentaCard-RSA5, FireLoader

PIC kartların programlanışına göre Atmel çipli (fun) kartların programlanışı da bir tuhaftır. Örneğin PIC esaslı bir Silver kartı programlamak için biri PIC16F877 diğeri de 24LC64 için olmak üzere sadece iki dosya gerekirken Atmel esaslı bir kartta 3 farklı dosya gerekir. Üstelik bunlardan biri en eskiden kullanılan "Loader" dosyası gibi geçici kullanılan bir dosya da değildir. Birisi AT90S8515A 'in "Flash" dosyası, diğeri 24LC64'ün "EEPROM" dosyası, üçüncüsü de AT90S8515A çipinin dahili EEPROM belleği için kullanılan dosyadır. Aslında PIC16F877 çipinin de içinde bir dahili EEPROM var, ancak bu bölgeye gidecek bilgi normal PIC dosyasının içinde bulunmaktadır. Yani, PIC16F877 'de Flash ve dahili EEPROM bölgeleri bir defada programlanabilirken AT90S8515A 'de bu mümkün değildir.


Phoenix USB Programmer


Smartcardların programlanmasında kullanılan programlayıcı çeşitleri de çok fazla. Fiyatları $30- $300 arası değişebiliyor. Çeşitli kartların ve yüklenecek dosyaların özelliklerinin gerektirebildiği, 5 türlü emülasyon yapması, Multimouse, Smartmouse, Dumpmouse, Dynamite, Infinity, Phoenix gibi çalışma modları, 3,57 ve 6 MHz gibi frekanslar, kart tanıma işlemlerini otomatik yapması gibi özellikler programlayıcı fiyatını arttırıyor. Ucuz programlayıcıların kullanılışı daha zor, yeni ve değişik durumlara adaptasyon yeteneği sınırlı oluyor. Kutulu veya kutusuz açık halde satılabiliyorlar. Bilgisayarla bağlantı noktaları çoğunlukla RS232COM veya USB portu üzerinden. Ancak, paralel porttan bağlanan programlayıcılar da var.


Multiprog XL



Yeni nesil Smartkartlar, Titanyum ve Güvenli Mikroişlemci kavramı
Yeni nesil Atmel AT90SC serisi mikroişlemci esasına dayalı SmartKartlara Güvenli Kart deniyor. Bu kartlardaki mikroişlemcilere “güvenli(secure) mikroişlemci” denmesinin nedenlerini açıklamaya çalışalım.

Örneğin içinde AT90SC3232C mikroişlemcisi olan bir SmartKart alırsınız. Bu kart boştur. Titanyum kart haline getirebilmeniz için içine bir yazılım yüklemeniz gerekir. Yüklenen program son derece gizlidir. (Programı gizlilik anlaşması imzalamadan temin edemezsiniz).

Güvenli mikroişlemci kendisinden elektronik saldırılarla istenen kodu asla vermez. Piyasadaki mikroişlemcilerin çoğu bu özelliğe sahip değildir. Örneğin çoğu işlemci daha önce öngörülmemiş (besleme gerilimi zirveleri, saat fazının değişmesi gibi) kimi koşullarda kaynak kodunu verebilir. Özellikle eski nesil mikroişlemcilerde çipin dizayn koşullarının dışına çıkılarak Eeprom ya da OTP belleğinin bilgilerine ulaşılabilir.
Kimileri de çipin içini mikroseksiyonla açarak topografisinden hareketle (örneğin eeprom, flaş, cpu, bus bölgelerini bulup koruma engelini fiziksel olarak aşarak) kaynak kodunu bulup çıkarmaya çalışır.

Bu kodun korsanlar tarafından bulup çıkarılması GSM, bankacılık, paralı TV gibi işlerde kullanılan kartlar açısından son derece önemlidir. O nedenle Atmel, Siemens (Infineon) gibi şirketler denenebilecek tüm metodlara direnebilecek bir çip sistemi tasarlamışlar ve ortaya “güvenli mikroişlemci” denilen kavramı çıkarmışlar.
Bunun güvenliği aşağıdaki nedenlere bağlıdır.

- Çip topografisi (içindeki rom, cpu, bus yerleşim düzeni) gizlidir ve gizlilik sözleşmesi imzalayanlar dışında kimse tarafından bilinmez.
- Çipin içinde gerilim ve sat oynamalarını anlayan sensorlar bulunur ve bunlar çipi kendini koruma moduna sokar.
- Silikon katmanlar birbirinin üstüne örtülüdür. Çipi mikroseksiyonla keserek herhangi katmana ulaşmak istediğinizde çalışmaz hale gelir.
- Seride toplam 4 çeşit mikroişlemci bulunmaktadır. AT90SC den sonra gelen hanelerin ilk ikisi Flaş bellek, sonraki ikisi EEProm miktarını verir. Sonda "C" harfi varsa kriptografik koprosesörlüdür. Örneğin AT90SC6464C mikroişlemcisinin 64K flaş, 64K EEProm belleği bulunur. Kriptoludur. İki giriş/çıkış portu, 2.5K RAM belleği vardır. (32 ve 16 modellerde 1K RAM bulunur.) Kriptografi ve doğrulama fonksiyonları önceden programlıdır.

Çipkartın Titanyum kartı haline gelmesi için yüklenmesi gereken işletim sistemi için Reset, VCC, Clock, DATA IN ve DATA OUT sinyal kontrolları bulunan bir programlayıcı kullanılmalıdr. Normal olarak bir PC/SC uyumlu programlayıcı gerekir. Phoenix/SmartMouse türü klasik bir programlayıcı da kullanılabilir ancak tehlikelidir. Örneğin bu tür harcıalem bir programlayıcıda besleme gerilimi mikroişlemci kontrolunda olmadığından SmartKart takılışı sırasında nanosaniye süreli bir gerilim piki ortaya çıkarsa kartı tümüyle öldürebilir.
Karta işletim sistemi yüklendiğinde kart boş iken ATR(Answer to Reset) verir.(kart bozulmuşsa ATR veremez) ATR'de mikroişlemci modeli, üretim yılı, üretim numarası gibi çeşitli bilgiler yeralır. Kartın flaş ve eepromlarına ulaşıp yükleme yapabilmek için bir "transport kodu"na sahip olmanız gerekiyor.
Transport kodu 8 bayt'lık bir kod. Bir komut dizisiyle bu kod smartkarta sunuluyor. Kart doğrulama yaptıktan sonra işletim sisteminin yüklenmesine izin veriyor. Transport kodu GSM PIN'i gibi çalışır. Eğer üç defadan fazla hatalı girilirse kart kendini koruma moduna geçiriyor ve bir daha transport kodunu(doğrusunu da verseniz) kabul etmiyor.

Şimdilerde artık ileri korsanlık işlerinde FunCard’ların pabucu çoktan dama atıldı. ISO 7816 özelliğindeki, MultiOS çalışabilen(Titanyum gibi) yeni nesil kartların da birçok çeşidi çıktı. Örneğin;

OposCard. Bu kartın flaş belleği 64 kB Eeprom: 64 kB Crypto: RSA, DSA, ECC. Dynamite, Infinity USB Phönix v.s. ile programlanabiliyor.

Knotcard 2 OS 3.5: RSA Card. Bootloader 2.0. ISO 7816 Microcontroller: AT90SC6464C Flash: 64 kB Eeprom: 64 kB Crypto: DES-PKI uyumlu: GSM, 3GPP + EMV-Spesifikasyonları V v v: 2,7-5,5 V Güvenlik özellikleri: MMU, MED, OTP, RNG, ACM Donanım: DE, VL3a Dynamite, Infinity USB Phönix v.b ile programlanabiliyor. Şimdi bu kartlarda en son nesil kriptografi sanatının algoritmaları çalıştırılıyor. Eliptik eğrilere dayalı ECC teknolojisi ayrıca diğer standart RSA ve DSA algoritmaları ile çalışıyor. Asimetrik şifreleme için gerekli dijital imza üretme, ve kontrol etme özellikleri var. Ayrıca simetrik algoritmaların(DES,AES) ya da anahtarsız algoritma tekniklerinin (SHA,MD5 haş fonksiyonları) kullanılabiliyor.

TitanCard 2: TitaniumCard (Ayrıntılı bilgi www.duolabs.com) TitanCard 6464C çipine dayalıdır ve TC2Boot V 2.1. ile kurulur. High Security Acces Card özelliğinde. Flash: 64 kB Eeprom: 64 kByte Kripto özelliği: RSA. Protokol: T0, T1, TE Yazılım dilleri: ASM, (C) progamlanabilir @ 3.57 MHZ.

PentaCard V3: Yeni nesil “High Security” diye satılan bu RSA SmartKart piyasadaki en pahalılarından (Perakende fiyatı €129,00)
Abone SmartKartına gerek olup olmaması aslında yayıncıya bağlı birşey. Yayıncı bazı CAM’leri “ön ödemeli” şekilde satabiliyor. Yani CAM satın alan kişi onunla birlikte şu kadar ay veya yıl süreyle yayın izleme hakkına sahip olabilir. Belirli süre geçerli SmartKart anahtarları CAM’e yüklenmiştir. Süre bitince yayın kesilir. Kartlar abonenin ismine kayıtlı kart olabileceği gibi kontürlü kart şeklinde de olabiliyor. Ancak, korsan izlemeler için Smart kart kullanımı dışında kart bilgilerinin CAM'e yüklenerek kartsız kullanımlar, hatta uydu alıcısına CAM emülatörü yazılımı (Softcam / EMU) yüklenerek kart ve CAM gibi hiçbir donanım kullanılmadan(FTA alıcılarla) bazı yayınların izlenmesi de oldukça yaygın.
CAM satın almanın bir alternatifi kendinden dekoderli cihaz almaksa, diğer bir alternatifi de modül donanımını emüle eden bilgisayar yazılımları. Bu yazılımlar digital uydu alıcılarının işletim sistemlerine yama olarak eklenebildikleri gibi, bazı digital uydu alıcısı kartlarıyla bilgisayarlarda da çalıştırılabilmektedir. Ancak bir şifre sistemi eğer korsan CAM ve kart ile çözülememekte ise sonuçta korsan emülatör yazılımları ile de çözülemez.

Korsanlıkta kullanılan ana malzeme çeşitli yazılımlar olmasına karşın bu yazılımların yüklendiği SmartKartlar, CAM’ler, loglama işinde kullanılan arayüze sahip(Season Interface gibi) modüller, emülatör donanımları, kabloları, CAS programmer’lar, kart programmer’lar v.s. hep olmuştur. Bu konulardaki bilgi paylaşımlarının yapıldığı ve bu malzemelerin alışverişinin yapıldığı binlerce (evet hatta belki onbinlerce) internet sitesi bulunuyor.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:21   #3
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart Şifreli yayınlar ve koşullu erişim - I


Yayınların şifrelenmesi neden gerekiyor?
Radyo televizyon prodüksiyonları masraflı işlerdir. Çoğu zaman özellikle en masraflı olan prodüksiyonlar aynı zamanda en çok talep görenleridir. O nedenle bunları yayınlayan şirketler yayınladığı içeriklerin kıymetine göre ve özellikle "premium yayınlar" için prodüksiyon sahiplerine yüksek bedeller ödemek zorundadır. Örneğin futbol maçlarının yayın izinleri için yapılan anlaşmalar yayıncıya milyar dolarları bulan yükümlülükler getirebiliyor. Yayıncı satın aldığı tüm içerikler için yapılması gereken yüklü ödemelerin yanısıra miltyonlarca dolar uydu transponder kiraları, stüdyo, uplink hizmetleri v.b. için de para öder. Tabii ki ticari olarak bu ödemelerin yapılabilmesi için bu işin bir de gelir tarafı olması gerek. Yayınları izleyenler bu paraları bir şekilde ödeyecekler ki bu çark dönebilsin. Ödeme mutlaka yapılacaktır. Ancak, bu üç türlü olabilir.
1. Kamu Yayını: Ödemeleri devlet yapar, ne izleyeceğinize o karar verir, masraflarını sizden bandrol, elektrik, su, telefon gibi çeşitli temel servis faturalarınıza eklentiler ve vergilerle toplar. Kamu yayıncısının etkisi altında olduğu hükümetin ve siyasilerin size izletmek isteyeceği şeylerle sizin izlemek isteyeceğiniz şeylerin aynı şeyler olmadığı durumda sizin için en kötü ve en pahalı seçenek budur.
2. Şifresiz Özel Yayın: Ödemeleri reklam verenler yapar. Siz reklamlarla yönlendirildiğiniz malları satın alırken aldığınız her malın fiyatının içinde ödersiniz. Bunun sakıncası izleyeceğiniz her programın bu reklamlara göre hazırlanmış olması ve her filmin her önemli sahnesinin ortasına, ve ciddi konuşmaların her cümlesinin ortasına rahatsız edici bir şekilde bu reklamların girmesidir. Üstelik bu reklamların satın almanızdaki fiili etkinliği azaldıkça reklamların yayın süresi artmaktadır. Kesinlikle çözüm değildir.
3. Şifreli Paralı Yayın: Çağımızdaki en ideal çözüm doğrudan ödemeli bu televizyon sistemidir. İzlediğiniz yayın için ödeme yaparsınız. Bu şekilde beğenmediğiniz bir yayın için ödeme yapmak zorunda olmayacağınızdan yayınlar tam istediğiniz gibi olmak için ellerinden geleni yaparlar. Tam ve gerçek rekabet olacağından fiyatlar da düşer, kalite artar.

Şifre bunun için gerekmektedir. Yani vazgeçilmezdir. Halen “eğer bir yayın izlenmeye değer ise şifrelenmeye de değer” sloganı kullanılıyor. Son derece doğrudur. İzlenmeye değer birşey üretip onu tam bizim kullanabileceğimiz halde bize getirip sunanların bunun karşılığını doğrudan almasından daha doğal ne olabilir ki?. Dijital yayınlar teknik yapısı bakımından bu konuda bir avantaj sağlamaktadırlar. O nedenle dijital yayınların ortaya çıkmaya başlamasıyla birlikte paralı televizyon (pay-TV), isteğe bağlı video filmler(VOD - video on-demand), ve izlenen film başına ödeme(PPV - pay per view), hatta belirli alıcılara doğrudan mesaj gönderme gibi uygulamalar da birden yaygınlık kazanarak bu eğilimin önünü açmıştır.

Dünyada kullanılan şifre sistemleri
Dünyada ilk şifreli paralı TV yayını 1986 yılında ABD’deki HBO (analog) kanalı tarafından yapılmış ardından hemen yaygınlaştırılımıştır. O sırada “premium” denilen çok özel kalitedeki yayıınlar için yapılan bu şifrelendirmede eşleme sinyali kaydırılarak görüntü sadece bulanıklaştırılmakla yetinilmekte idi. VideoCipher I, II, II+ II RS olarak adlandırılan bu versiyonlar çok başarılı olmadı ve kısa sürede kullanımdan kalktı. Oak Orion (Kanada) Leitch(ABD), B-MAC, D2MAC Eurocrypt(iskandinav ülkeleri), ve Viewguard eskiden kullanılan diğer şifre sistemleridir. Halen ABD’de Bell ExpressVu, ve Dish Network, Nagravision kullanıyor. StarChoice ise DigiCipher 2.
Avrupa ve ABD uydularında yeralan yayınların yarıdan fazlası şifrelidir. Bunun nedeni hepsinin paralı yayın olması değil. Örneğin bir ülkede kablodan ve yerel olarak şifresiz yayın yapan bir kanalın yayınladığı içeriklerin sahibi firma ile imzaladığı sözleşmeye göre aldığı yayın hakkı sadece belirli bir ülke bölge veya coğrafyaya ilişkindir. Diğer bölgelerdeki izleyicilere ayni içerik muhtemelen bir başka dağıtıcı kanal vasıtasıyle satılacaktır. Ancak eğer ilk firma bunu uydudan şifresiz yayınlarsa yayını alabilen çok sayıdaki bölgenin izleyicisi yayını (teorik olarak) izlemiş olacağından malın değeri düşer. Bu nedenle sözleşmeye uydudan açık olarak yayınlamasını engelleyen bir madde ve yaptırım da koyar. Sözleşmedeki bu madde yüzünden yayıncı çoğu zaman uyduya çıktığında yayını şifrelemek zorunda kalır.
Öte yandan uydudan şifreli olarak yapılan paralı yayınların daima bir “yayın indirme hakkı” bölgesi vardır. Yani bir uydu yayını teknik olarak birçok ülkeden birden kolayca alınabilmesine karşın yayının bir ülkede resmen halka satılabilmesi için o ülkenin yetkili kurumundan(telekom kurulu) resmen izin alınması gerekir. Yayıncı lisans vergisi ödeyerek resmen böyle bir hakkı kazandığı ülkeler dışındaki halklara yayınını satamaz. Örneğin halen avrupanın en büyük paralı yayın platformu durumunda olan Sky Digital’in yayınlarına İngiltere dışından abone olmak resmen mümkün değildir. Abone olurken daima ülkede yayını alacak cihazın bulunacağı bir adresin gösterilmesi gerekmektedir. Kartı ülke dışına çıkarmak ve satmak yasal olarak mümkün değildir.
Bir kişi eğer kendi ülkesinde yayın indirme hakkı olmayan bir yayıncının yayınına para ödeyerek abone olursa o abonenin veya yayıncının birbirlerine karşı haklarının korunması mümkün olmaz. Beş yıl kadar önce Rus paralı yayın şirketi NTV’nin abone kartını satın alan bir Arap müşteri, NTV’nin uydu yayınlarının ayak izini daraltan bir teknik ayarlama yapması üzerine abone olduğu yayınları alamaz hale gelir. Müşteri, bunun üzerine haklarının zayi olduğu iddiasıyla NTV şirketini dava eder. Mahkeme ise, hem yayın indirme hakkı olmayan bir ülkeye abonelik sattığı için NTV şirketini hem de hakkı olmayan bir yayına abone olduğu için Arap müşterisini suçlu bulur.
Aynı nedenlerle yayıncı yayın indirme hakkı olmayan bir ülkede korsan olarak yayınlarının izlendiği gerekçesiyle yasal bir girişimi başlatamaz. Bir ülkenin resmi makamları da o ülkede resmen yayıncı olarak tanımadığı bir kuruluşun yayınlarının korsan izlenmesine ilişkin olarak hukuki girişim yapamaz. Yine de yayının konusu içeriğin o ülkede yayın hakkına sahip olan kuruluş(eğer varsa) haklarının zayi olduğu gerekçesiyle girişimde bulunabilir. Ancak AB üyeliğimizin gerçekleşmesinden itibaren bu konulara ilişkin yasal zeminler tümüyle değişecek, bizde de tüm avrupa çapında geçerli olan kurallar işlemeye başlayacaktır. .




ITU-R tarafından önerilen koşullu erişim(CA) sistemi konfigürasyonu

Yayıncıların, yayınları sadece belirli abonelerin izleyebilmesini sağlamak için avrupa’da kullandıkları sistemin ismi Koşullu Erişim(CA, Conditional access) sistemidir. Bu iş yayınların şifreli yapılmasıyla sağlanır. Şifrelenen programların alıcı tarafta izlenmek üzere açılabilmesi için de şifreyi çözen bir sistem bulunuyor.
Avrupa’da yayıncıların halen kullandıkları DVB için herbiri lisanslı aşağıdaki farklı şifre sistemleri bulunuyor:
Betacrypt, AccessGate, BISS (Basic Interoperable Scrambling System) mode 0, 1 ve E, Codicrypt, Conax, Cryptoworks, Digicipher, Irdeto, MDS, Nagravision, NDS VideoGuard, PowerVU, RAS (Remote Authorisation System) mode 1 ve 2, Seca Mediaguard, Viaccess, Wegener...
Bu şifre sistemlerinden BISS, MDS, RAS, Power Vu gibi bazılarının doğrudan evlere yayıncılık(DTH) uygulaması pek yoktur. Bunları genellikle şirketler, kablo sistemleri ve yayıncılar arası profesyonel aktarım uygulamalarında kullanılırlar.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:22   #4
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart Şifreli Yayınlar ve Koşullu Erişim - II


Koşullu erişim sisteminin nasıl kullanıldığını anlamak için önce şifrelenen veriye bakmalıyız. Her programın verileri ses, görüntü ve yazı gibi farklı elemanlardan oluşur. Dijital televizyonda bu elemanlar MPEG-2 codec’i kullanılarak dijital forma dönüştürülürler. Her programa ait bu MPEG-2 verileri birçok pakete ayrılır. Bu paketlerin toplamından oluşan diziye ise Paketlenmiş Temel Dizi(PES, Packetized elementary stream) denmektedir. Paketlenmiş Temel Dizi’de(PES) tek programa ait ses, ve görüntü bilgilerinin dışında, ses ve görüntü bilgilerinin eşlenmesi için gereken bilgiler, Koşullu Erişim bilgileri, koşullu erişim kontrol bilgileri, Elektronik Yayın Rehberi(EPG) bilgileri, Yayın bilgisi(SI) gibi bilgiler de yeralır. Sistem Bilgisi(SI) alıcının fonksiyonları bakımından gereklidir ve mesela EPG gibi fonksiyonların kullanılabilmesine izin verir. EPG kullanıcıya yayın akış bilgilerini, ve programların içerik açıklamalarını veren bir kullanıcı arayüzüdür. Uydu Alıcısı SI bilgilerini yayınları iki gruba ayırmakta kullanır. Programa Özel Bilgiler(PSI), Yayın Bilgileri(SI). Sonra her kategori için ayrı tablolar olur.

Programa Özel Bilgilere ait şu tablolar bulunur; PAT, PMT, CAT;
• Program İlişki Tablosu(PAT) – Program Yerleşim Tablosu(PMT) ile ilgili her paketin PID’i ile program numarası arasındaki ilişkiyi oluşturur.
• Program Yerleşim Tablosu (PMT) – Şifrelenme ve Lisans Kontrol Bilgilerine(ECM) ilişkin tüm PID bilgilerini içerir.
• Koşullu Erişim Tablosu (CAT) – Bir veya daha çok şifre sistemine ilişkin Lisans Denetim Bilgilerini(EMM) taşıyan her paketin PID’lerini gösterir.

Yayın Bilgilerine ilişkin de şu tablolar bulunur. Esas tablolar NIT, SDT, EIT, TOT ve TDT. Ayrıca, opsiyonel olarak BAT, RST ve ST;
• Yayın Bilgi Tablosu (NIT, Network Information Table) – İlgili yayın buketinde yeralan ya da aynı yayın noktasından yayını gerçekleştirilmekte olan tüm program kanallarının frekansları, sembol hızları ve FEC değerleri dahil tüm bilgilerini içerir.
• Yayın Tanımlama Tablosu(SDT, Service Description Table) – Aynı noktadan gerçekleştirilmekte olan her yayına ya da programa ilişkin tüm program isimleri ve diğer parametrelerinin listesidir.
• Olay Bilgi Tablosu(EIT, Event Information Table) – Mevcut yayın akışında yeralan tüm olay bilgileri yeralır. Olay isimleri 64 karakterden uzun olmaz. Zaman hassasiyeti 10sn içinde kalmalıdır. İstenirse ayrıca yayınlanmakta olan başka bir kanala ilişkin bilgiler de eklenebilir.
• Saat Farkı Tablosu(TOT, Time Offset Table) – Genellikle kullanılan saat biriminin GMT ile olan saat farkı yeralır. Her aktarım
• Gün ve Saat Tablosu(TDT, Time and Date Table) – Elektronik Yayın Rehberinin(EPG) yayın saat bilgileri ile alıcı cihazın iç saatini birbirine eşlemekte kullanılır.

Ayrıca opsiyonel olarak sistem blgileri içinde yeralabilen şu tablolar vardır.
• Buket İlişkilendirme Tablosu(BAT, Bouquet Association Table) – Ayni kategorideki (örneğin Haber, Spor, Film gibi) programlara ilişkin bilgiler yer alır.
• Şimdiki durum Tablosu(RST - Running Status Table) – Bir veya daha çok güncel olayı tanımlar, ve yayın süresince periyodik olarak tekrarlanır.
• Tıkıştırma Tablosu (ST, Stuffing Table) – güncelliği geçen tabloları silmekte kullanılır.
Her programa ait PES daha sonra başka programlara ait verilerle birlikte çoklanarak yeni bir dizi oluştururlar. Birçok programın verisinden oluşan bu çoklanmış dizi daha sonra aktarılmak üzere 188-byte ya da 1504 bit’lik küçük paketlere ayrılır. İlave 4 byte başlık(header) bilgileri için, ve 16 byte da Reed Solomon hata düzeltme sistemi için kullanılır. Böylece her transport paketinin toplam uzunluğu 204 byte olur. Paket başlık(header) bilgileri için tahsis edilen 4 byte şunlardan oluşur:
• İlk kısım (8 bit) her paketin başlangıcını tanımlar.
• İkinci kısım (bir bit) aktarım hata göstergesidir.
• Üçüncü kısım (bir bit) yük birimi başlangıç göstergesidir.
• Dördüncü kısım (bir bit) aktarım öncelik göstergesidir.
• Beşinci kısım (13 bit) program tanımlayıcısıdır.
• Altıncı kısım (2 bit) aktarım şifreleme kontroludur.
• Yedinci kısım (2 bit) uyarlama alanı kontroludur.
• Sekizinci kısım (4 bit) her PES arasındaki süreklilik sayacıdır.

Bu noktada oluşan diziye DVB MPEG-2 “Aktarım Dizisi” (TS, Transport Stream) denir. Şifreleme(CA) servisi verileri ister PES ister TS düzeyinde iken yapılabilir.

Yayının alındığı tarafta bulunan cihaz (STB) koşullu erişim sistemiyle şifrelenmiş verileri çözmek ve MPEG-2 ile sıkıştırılmış verileri açmakla görevlidir. Aşağıda Şekil-1’de tipik bir alıcı cihazın blok şeması görünmektedir. Koşullu erişim konusu ile ilgili kısımları sarı renkle gösterilmiştir. CA ile gösterilmiş kısım bir CAM(Koşullu Erişim Modülü) veya bu amaçla alıcı cihazın içine yerleştirilmiş(embedded) devreler ya da standart şifre çözücü devrelerden biri olabilir.




Şekil-1. Koşullu erişim ile ilgili devreler sarı renkle gösterilmiştir.

Alıcı cihazın Tuner kısmı gelen sinyali alır, demodüle eder(taşıyıcının üzerinden indirir) ve çıkan verileri aktarım dizisini(transport stream) üreten devreye gönderir. Burada birçok bilgi paketinden oluşan bir aktarım dizisi yeniden oluşturulur. Her paketteki başlıkta(header) bir Paket Tanıtma Bilgisi(PID, Packet Identification Data) de bulunmaktadır. PID değeri hex 1 olan tüm paketler şifresizdirler ve demux(çoğullama ayırma) işlemcisinde koşullu erişim tablosunu(CAT) üretmekte kullanılırlar. Bu tablo Lisans Denetim Bilgileri(EMM, Entitlement Management Messages) içeren tüm aktarım paketlerinin PID değerlerini tanır. Demux işlemcisi şifresiz olan paketlere ait Program Yerleşim Tablosunu(PMT, Program Map Table) da hazırlar ve sözkonusu programa ait aktarım dizisinin tüm PID değerlerini verir. Programla ilgili özel veriler de bu tabloya dahil edilir. Örneğin, Lisans Kontrol bilgilerini(ECM, Entitlement Control Message) içeren paketin PID bilgileri. Bu iki mesajın(EMM ve ECM) içerdiği bilgiler şifreli program materyalinin şifresinin çözülmesinde elzemdirler.

Program Yerleşim Tablosunda(PMT, Program Map Table) belirtilen özel tablolarda ve koşullu erişim tablosu (CAT, Conditional Access Table) içinde hangi yöntemin kullanıldığı, ve şifre çözümü için gerekli bilgiler verilir. Koşullu erişim standardının içinde ayrıca bir de Ortak Şifreleme Algoritması(CSA, Common Scrambling Algorithm) belirlenmiştir. Yayıncılar bu ortak algoritmayı kullanarak kullanıcılar için pratik çözümler üretebilir. Çözülmesi daha zor bir sistem isteyen yayıncılar kendi özel şifre sistemlerini de ekleyebilirler.

Standarda göre temel iki yol bulunmaktadır;.
SimulCrypt: Bu sistem aynı şifreleme algoritması kullanan ancak değişik koşullu erişim yöntemleri seçen farklı yayıncıların aynı transport sisteminden yararlanmalarına izin verir. Bu yayıncılar aralarında anlaşarak hepsinin koşullu erişim sistemlerine uygun ortak bir transport dizisi içinde herbiri kendi şifrelenmiş sinyalini gönderir. Avantajları dekoder’i etkilememesi, ayrıntılı bir şartname gerektirmemesi ve teknik olarak basit olmasıdır. Dezavantajı ise yayıncılar arasında ticari anlaşmalar gerektirmesi ve korsanlar açısından güvenliği en zayıf sistem üzerinden kırılabilirliğinin bulunması.

MultiCrypt: Bu sistemde ise, koşullu erişim ve şifre çözümü ile ilgili bütün fonksiyonlar bilgisayarların(notebook’lardaki) PCMCIA slotlarına uyumlu şekilde üretilen bir modül ile gerçekleştirilir. Transport dizisinin önce bu modülde şifresi çözülür, daha sonra MPEG-2 çözücüye gönderilir. Modüllerin takıldığı PCMCIA konnektörü standart bir Ortak Arayüze(CI, Common Interface) sahiptir. Bu devre alıcı cihazın mikroişlemcisinin veriyolu üzerinden alıcı ile veri alışverişi sağlar. Alıcı cihazlarda genelde iki adet CI yuvası bulunması halen artık bir tür standart olmuştur. Bu sistemin avantajları sürüm dolayısıyla dekoder maliyetlerinin düşmesi, dekoderin TV içine de konulabilmesi, Koşullu Erişim sisteminin zamanla geliştirilebilmesine imkan vermesi, ve kullanılan Ortak Arayüz’ün diğer uygulamalar için de kullanılabilmesidir. Dezavantajı sadece koşullu erişim modülü(CAM) maliyetleridir.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:23   #5
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart Koşullu Erişim Modülü(CAM, Conditional Access Module)


CAM Modüller analog dekoder cihazının digital eşdeğeridir. Görevi şifresiz erişimi engellenmiş çeşitli kanal buketlerine abonelerin erişimlerini sağlamaktır. Bu konudaki DVB standardı 1994 yılında yayınlanmıştır, ve halen buna göre yapılmış çok sayıda (yüzlerce çeşit) değişik modül bulunmaktadır. . Bugün üretilen tüm CAM'ler tüm alıcı cihazlardaki CI yuvalarıyla tam uyumludur. (Koşullu Erişim(CA) ve diğer DVB yayın uygulamaları için Ortak Arayüz(CI) şartnamesi EN50221 & ETSI TS 101 699 Ver. 1.1.1 Extensions). Prensip olarak şifresi çözülüp izlenecek kanal hangi şifre sistemini kullanmakta ise kullanılması gereken modül de ona özel olarak yapılmış olanıdır. Ancak bazı modüller birkaç sisteme birden uyumlu şekilde de üretilmektedir.


Resim yeniden boyutlandırılmıştır. Tam halini görmek için buraya tıklayın. Orijinal resim 1680x1050 ve 68 KB boyutlarındadır.

Standart bir CAM’in(MagicCAM) iç görünüşü


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:23   #6
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart Koşullu Erişim (CA) Sisteminin Çalışması


Bir dijital TV sisteminde şifreleme ya tüm TS(transport dizisi) düzeyinde, ya da farklı kanallara ait PES'ler(paketlenmiş temel diziler) düzeyinde yapılabilir. PES'ler şifrelendiğinde aslında tüm bilgiler şifrelenmez. Paket başlıkları açık bırakılır ki alıcı onların içeriğini işleyip doğru değerlendirebilsin. Şifreleme TS düzeyinde yapılmışsa eğer, o zaman sadece transport paketlerinin başlıkları açık kalır, geri kalan herşey şifrelenmiş olur.
Koşullu erişim sistemi şifrelenmesi gereken bilgileri şifreleme dışında diziye iki tür veri daha ekler. Bunlara CA mesajları(Lisans Kontrol ve Denetim bilgileri) denir, ve bunlar yukarıda sözü edilen Entitlement Control Messages (ECM) ve Entitlement Management Messages (EMM) den ibarettir. Bu iki mesaj birlikte bireysel kullanıcıların ya da kullanıcı gruplarının şifreli yayınları izleyebilme imkanını kontrol ederler. Sonuçta tüm şifreleme (ve şifre açma) prosesi üç temel bilgi parçasına dayanır:

• Kontrol Kelimesi (control word)
• Kanal Anahtarı (service key)
• Kullanıcı Anahtarı (user key)

Kontrol kelimesi Kanal anahtarı kullanılarak şifrelenir ve bu şekilde şifrelemenin birinci düzeyi elde edilir. Kanal anahtarı bir kullanıcı grubu için ortak olabilir, ve tipik olarak her şifreli yayının bir kanal anahtarı bulunur. Bu şifreli kontrol kelimesi bir ECM'nin içinde yaklaşık her iki saniyede bir yayınlanır. Dekoder cihazı da aslında kanalı açmak için sadece bu kelimeye gerek duyar.
İkinci etapta sadece yetkili kullanıcıların (yani para ödemiş olan abonelerin) kontrol kelimesini çözüp elde edebildiğinden emin olunması gerekiyor. Bunu sağlayabilmek için kanal anahtarı kullanıcı anahtarı kullanılarak şifrelenir. Her kullanıcı anahtarı kullanıcıya özel ve tektir. O nedenle kanal anahtarı yayını izlemeye hakkı olan her kullanıcının kullanıcı anahtarıyla birlikte şifrelenmelidir. Bu şekilde şifrelenen kanal anahtarı EMM'nin bir kısmı olarak yayınlanır. Yayınlanması gereken daha çok fazla bilgi olduğundan her kullanıcı için şifrelenen kanal anahtarı biraz daha seyrek yayınlanır. Yani EMM'ler yaklaşık her on saniyede bir gelir.



Şekil-1. Lisans Kontrol ve Lisans denetim bilgilerinin içeriği

Kullanılan şifreleme algoritmaları simetrik olmayabilir. (Yani, burada anlaşılma kolaylığı bakımından şifrelemede kullanılan anahtar ile çözmede kullanılanları ayni kabul ediyoruz, ancak gerçek durum böyle olmak zorunda değil).
Alıcı cihaz bir koşullu erişim(CA) mesajı aldığında bu mesajı CA sistemine(CAM'e) geçirir. EMM geldiğinde alıcı bu mesajın kendisine ait olup olmadığını kontrol eder (genellikle CA seri numarası veya abone smartkartının numarasıyla karşılaştırır. Eğer kendine ait ise kanal anahtarını çözmek üzere kullanıcı anahtarını kopyeler.
Kanal anahtarı daha sonra o kanalı çözmek için kullanılacak ECM'lerde(kontrol kelimesini elde etmekte) kullanılacaktır. Alıcı doğru kontrol kelimesini yakaladığında şifre çözme donanımını buna göre yeniden kurar(reset) ve kanalın şifresini çözüp yayını gösterir.
Farklı CA sistemleri aynı algoritmayı kullanabilir de kullanmayabilir de(bilemeyiz çünkü bu algoritmaların teknik ayrıntıları gizlidir). Ancak, hepsinde esas mantık aynıdır. Aralarında örneğin EMM'lerin içerikleri bakımından CA ile ilgili başka işleri de yapma bakımından farklar olabilir. Örneğin kimi sistemde kartın alıcı cihazla uyumluluğu kontrol edilebilir ki, aynı abone kartı farklı bir cihazda kullanılmasın.
EMM'lerin doğru olarak üretilmesi için CA sistemi hangi abonelerin hangi programları izlemeye hakkı olduğunu bilmelidir. Abone Yönetim Sistemi (SMS), herbir abone bazında abonenin hangi kanalları yada kanaldaki hangi yayınları izlemeye hakkı olduğunu belirlemekte kullanılır. Bu tipik olarak tüm aboneleri ve durum bilgilerini içeren, ödeme sistemi ile de bağlantılı büyük bir veri tabanıdır. Alıcı taraftaki CA sistemi ile de bağlantılıdır ve hangi kullanıcıların hangi istihkakları olacağına dair kayıtları üretir. SMS ile CA sistemi ayni yazılım ve donanım paketinin içinde yer alır, ve birlikte yakın ilişki içinde çalışır.
ECM'ler ve EMM'ler yayının bir kısmı olarak yeralırlar. CA verilerine ilişkin PID'ler CAT(koşullu erişim tablosu) içinde yeralırlar ve ECM'ler ve EMM'ler için farklı PID'ler kullanılabilir. Bu ECM'ler tutulurken, EMM'lerin değiştirilmesi gibi Re-mux işleminde bir kolaylık sağlar.
Bir DVB uydu alıcısında herbiri bir transport dizisini(TS) girdi olarak alan birkaç farklı şifre modülü bulunabilir. Her modül mantıksal olarak aynı olmasına karşın yukarıda anlatıldığı gibi farklı modüller farklı şifre sistemlerini idare etmekte kullanılabilir. DVB Ortak Arayüzü(CI) bir uydu alıcısının farklı koşullu erişim sistemlerine ait şifre çözücü modüllerinin kolayca değiştirilebilmesini sağlayacak şekilde standart olarak hazırlanmış bir arayüzdür. DVB-CI tek standart koşullu erişim arayüzü değildir. OpenCable POD arayüzü de halen kullanılmaktadır. Hatta bazı şirketler (örneğin NDS) POD'ın korsanlığa karşı DVB-CI'dan daha güvenli oluşu nedeniyle sadece POD kullanmayı tercih ettiklerini söylemektedirler. .



Şekil-2. Standart bir DVB şifre çözme sisteminin Blok şeması

Sekil-2’de bir DVB şifre çözme sistemi gösterilmiştir. Ancak, standartların SmartKart’ların elektronik devrelerini veya içlerinde olması gereken algoritmaları tanımlamadığını belirtelim. O yüzden burada açıklanan sistem sadece tipik bir örnek olarak algılanmalıdır. Demux işlemcisinin elde edeceği EMM yayınların izniyle ilgilidir. Bu EMM belirli bir alıcı cihaza veya belirli bir coğrafi bölgeye yayının açılmasına izin verir. İçinde şifreli yayın anahtarı bulunur. Bu anahtar tipik olarak(korsan izleyicileri caydırmak için) birkaç ayda bir değiştirilir. ECM ile getirilen şifreli çok oturumlu(multi-session) anahtar belirli bir program materyaliyle ilgilidir. Bu anahtarla şifre bir kere açıldığında DVB şifre çözücüsüne verilen kontrol sözcüğü olur ve aktarım dizisinin belirli bir oturum boyunca o programı veya materyali sonuna kadar izleyebilir. Şekil-2 ‘de gösterildiği gibi yayının anahtarı (EMM) SmartKarta gönderilir ve orada Smartkart’ın içinde tutulan ve aboneye ait olan anahtarın yardımıyla şifresi çözülür. Çözülen Yayın Anahtarı(Service Key) daha sonra oturum anahtarını(ECM) çözecek anahtar olarak kullanılır. Çözme sonucu ortaya Kontrol Kelimesi(CW, Control Word) çıkar. DVB aktarım anahtarını açacak olan çözücünün anahtarı bu kontrol kelimesi (CW)dir


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:24   #7
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart PTV, ReplayTV, UltimateTV, TiVo nedir?


Kişisel Televizyon (PTV – Personal Television)

Önce "Kişisel Televizyon" kavramını biraz açıklamamız lazım. (Bu sözcük bizde henüz bilinmiyor ve o yüzden rahatlıkla PTV = PayTV şeklinde yanlış çağrışımlar yapılabilir.) Bu güne kadar bildiğimiz paralı kanallar olsun açık kanallar olsun hep "Bir yayıncının" hazırladığı içeriği bize sunan kanallar. İzle ve Öde (PPV) sisteminde de tek tek istediğiniz bir film veya maç ayrı bir bedel karşılığı izleniyor. Kişisel TV ise "bilgisayar marifetiyle TV nizin size sadece istediğiniz şeyleri göstermesi" esasına dayanıyor. Çok kullanıcılı durumda (Windows nasıl her kulanıcı için ayrı masaüstü hazırlayabiliyorsa) TV'niz de evdeki her kullanıcı için ayrı ayrı o kullanıcının isteklerine uygun yayınları gösterir hale geliyor (Kullanıcıların farklı şifreleri var). Amerika'da bunun en bilinen örnekleri ReplayTV, UltimateTV ve TiVo kutuları. Sistemin ana donanım unsurları Kişisel Video Kayıtçısı (PVR) veya Digital Şebeke Kayıtçıları denilen cihazlar. Bunlar ayrı cihaz veya tümleşik halde bulunabiliyor. Kişisel Televizyon sisteminin halk arasında "SmartTV (Akıllı televizyon)" veya "Time Shifted Television (Zaman kaydırmalı televizyon)", Hard Disk Recorders, Television Portals veya On-Demand TV gibi çeşitli isimleri var. Tabii sistem donanımı tanımı ile servis tanımlarını birbirinden ayırmak lazım.

Kutu yersel digital yayının geldiği anten, uydu alıcısı veya digital kablo alıcı kutusu ile televizyonun arasına bağlanıyor. Microsoft'un Ofis programlarındaki ikide bir araya giren "Personal Assistant" gibi sizin yerinize araya girip "kanal değiştiriyor, sizin ilginizi çekeceğini düşündüğü programları kaydediyor ve daha sonra siz izlemeye hazır olduğunuzda izlemenize yardım ediyor. Yani basit bir "Digital Video Kayıtçısı" gibi davranmıyor. Kendi başına kararlar verip uygulayan yazılımlar bunlar. Hem ReplayTV hem de TiVo 'nun ortak yönü "canlı yayın yedeklemesi yapması. Yani o sırada canlı gösterilmekte olan bir yayını "dur, geri sar, başa al" diyebiliyorsunuz. Bir yayını kaydetmekte iken daha önce kaydedilmiş birini de size gösterebiliyorlar. Yayınları kısa süreli depolayabildiğiniz gibi uzun süreli depolama için videoteype geçirebiliyorlar. EPG (Elektronik Yayın Rehberi) kullanarak zaman kaydırmalı izleme veya kayıtlama işlemlerini idare edebiliyorlar.

ReplayTV
ReplayTV'ye bir kişisel görüntü kayıtçısı(PVR, personal video recorder) ya da dijital görüntü kayıtçısı(DVR, digital video recorder) denebilir. Bu cihazlar televizyon görüntülerini ve seslerini dijital formatta bir harddiske kaydeder. "ReplayTV" sözcüğü bir ürün markası olarak ortaya çıkmıştı, PVR halen daha çok ev cihazları DVR daha çok stüdyo tipi cihazlar için kullanılmakla beraber birbiri yerine de söylendiği oluyor. Halen içine harddisk takılan veya videolink USB üzerinden bir PC'ye bağlanan uydu alıcılarında da bu özellik var.
İlk örneği 1999 yılında bir tüketim elektroniği fuarında TiVo firması tarafından tanıtılmıştı. Ancak o günden bu güne geliştirilerek mesela DVD'ye kayıt da yapabilme gibi ek özellikler kazandılar.
Replay TV isimli ürün Digital Networks North America, Inc. isimli firma tarafından abonelik sistemi nedeniyle sadece ABD'de kullanılmak üzere üretilmiş bir cihazdır. Aranabilir TV yayın akış rehberleri telefon hattı üzerinden geceleri bu cihazın içine yüklenirdi. Ancak cihazın yeni modellerinde kullanıcının mevcut herhangi internet bağlantısından yararlanarak rehberler hemen indirilebilmektedir. Diğer PVR'ler gibi ReplayTV de kullanıcıların televizyon programlarını kaydetmelerine izin vermektedir. Yayın rehberlerini almak için aylık bedel ile veya ömür boyu için bir abonelik gerekmektedir. Her cihazın aboneliği ayrıdır. (başka cihazın aboneliğiyle çalışmaz)
5000 Serisi ReplayTV cihazlarında kaydedilen TV programları üzerinde bulunan Ethernet bağlantıları sayesinde aynı şebekede veya internet üzerinde bulunan bir başka Replay TV cihazına kaydedilebilmektedir. Dahası DVArchive gibi üçüncü parti bazı yazılımlar kullanarak PC'lere kaydedilebilmekte ve oradan herhangi başka ortama aktarılabilmektedir. Bu cihazlarda ayrıca kayıtlı bir programı oynatırken ticari reklamları atlamak yeteneği de bulunmaktaydı. Yani herhangi yayını herhangi saatte program yardımıyla kaydettirmek ve sonra araya hiç reklama girmeden izlemek imkanı vardı. Daha sonra çıkartılan 5500 serisinde ise internet üzerindeki herhangi bir ReplayTV cihazına aktarabilme yeteneği ve ticari reklamları atlama yeteneği kaldırtılmıştır. Yani yeni seride eskiden olan bazı özeliklerin kaldırılması dışında bir yenilik bulunmuyor. Serinin en son ve üst modeli ReplayTV RTV5532 tam 320-Saat kayıt yapabilme yeteneğine sahip fiyatı ise 800 doları buluyor.

UltimateTV
Şimdi artık Microsoft firmasının bir ürünü olan "UltimateTV" aslında 2000 yılı sonlarında WebTV Networks firması tarafından geliştirilmiş. Aynı firmanın bir dijital video kayıtçısı, bir uydu alıcısı ve bir internet alıcısını kendi patentli WebTV yazılım hizmet ürünü ile biraraya getirdiği ikinci ürünü.
Amerikan paralı uydu tv platformu DirecTV uydu alıcısı ile Microsoft'un UltimateTV yayını bu cihazla ilk olarak 2000 yılında biraraya getirilmiş. DirecTV'nin paralı TV yayınları ile dijital kayıt, etkileşimli televizyon ve internet hizmetleri hepsi birarada tek paket içinde sunuluyor. Kullanıcı haftada 500 saatlik etkileşimli yayın içinden seçim yapıp, 35 saatlik yayını kaydedebiliyor. Resim içinde resim iki yayını birarada izleyebiliyor. Birini izlerken diğerini kaydedebiliyor, kendi adına yarattığı kanala dizdiği yayınları sonradan istediği sırada izleyebiliyor. Uzaktan kumandası ile kendisine gelen reklamları yanıtlayabiliyor, istediği yakınlarıyla e-mail'leşebiliyor. Geliştirilmiş Yayın Rehberi 14 günlük program yapmayı ve ona göre kaydedip izlemeyi mümkün kılıyor. Kayıt sistemi ayni anda (ses ve görüntü kalitesinde hiçbir bozulma olmadan) iki yayını birden kaydetmeyi mümkün kılmış. Yani siz yok iken aynı anda oynayan iki yayını kaydetmesini programlayıp sonra istediğiniz zaman izleyebiliyorsunuz. Canlı televizyon yayınına da durdurma, anında yeniden tekrarlatma, yavaş çekim, ileri atlama, hızlı ileri, geri sardırma gibi şeyler yaptırılabiliyor. Resim içinde resimle izleyici bir ekranda futbol maçını izlerken haberleri de öbüründe izleyebiliyor.
UltimateTV'nin etkileşimli TV yeteneği Microsoft® TV Platformu yazılımına dayalı. Etkileşim yeteneği sayesinde enformasyon bazlı programlarda bilginin daha derinlerine inebilme, oyun şovlarına bulunduğunuz yerden katılabilme, televizyonda o anda gördüğünüz herhangi birşeyi hemen sorgulama, veya spor istatistiklerini araştırma imkanları sağlanıyor. Kid Friendly® teknolojisi ve Surfwatch kontrolları ebeveyne çocuklarının hem web ve hem de TV içerklerine erişmesini kısıtlama olanağı veriyor. İnternet erişimi sayesinde de abonelerin tekliflere anında tek tuşla yanıt verme veya cevap maili yazma imkanı oluyor. Bu ürün rakibi cihazlara göre öncü ve devrimci özellikler taşımasına karşın zamanlaması yüzünden piyasada başarılı olamadı. Çünkü TiVo markası TV yayınları kaydı pazarını ele geçirmişti.

TiVo
Kullanıcıların televizyon yayınlarını içindeki hardiske kaydedebildikleri bir tüketim elektroniği cihazı markasıdır. "TiVo" adı "Television Input/Output" sözcüklerinden gelmektedir. Ancak, neredeyse kendi başına bu ürün türünün adı haline gelmiştir. TiVo sistemleri sadece kayıt yapmak değil kullanıcının neleri tercih ettiğini öngörmek, ona göre TV programlarının yayın akışlarını takip edip, kullanıcıya gelecek yayınlardan öneriler sunma özeliğine sahiptir. Çok sofistike olan yazılımı sayesinde kullanıcının ilgi alanlarını tanıyabilir. Hatta evdeki farklı kullanıcıları ayrı ayrı tanıyıp herbirine uygun önerilerde bulunabilir. Tabii ReplayTV ve UltimateTV'de de olduğu gibi canlı yayınları durdurma, zaman kaydırma gibi işlemler yapabilir. Yaratıcısı eski Time Warner'ın Full Service Network dijital video sistemi ile Silicon Graphics çalışanlarının biraraya gelerek kurdukları TiVo Inc. Şirketidir. TiVo sözcüğü ABD'de "bir televizyon programını dijital olarak kaydetmek" anlamına kullanılan bir sözcük haline gelmiştir.



Halen bu cihaz DirecTV'nin özel uydu alıcılarının içine entegre edilmiş durumdadır. TiVo yayın rehberi servisi ise halen sadece ABD ve İngiltere'de mevcut. Ancak, son kullanıcılar tarafından Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada ve Holanda'da da kullanılabilecek şekilde değiştirilmiş.





TiVo ile bir yayın zamanına göre, program ismine göre, türüne veya daha karmaşık parametrelere göre kaydedilebilir. TiVo merkezinden her gece güncellenen yayın rehberi sayesinde istenen yayının kanalını ve yayın saatini kendiliğinde bilip kaydedebilir. Yayın harddisk doluncaya kadar kaydedilir. O zaman en eski veya en az tercih edilenden başlayarak silmeye başlar. Sonradan izlemek üzere programların kendiliğinden kaydedilmesi işlemine "zaman kaydırma" denir. TiVo cihazının klasik bir kaydediciye göre bir diğer avantajı da bir yayın kaydedilmekte iken daha önce kaydedilmiş bir başka yayının izlenebilmesidir. Buna ek olarak TiVo ikinci nesil cihazlarında jenerik DVR'lerde olmayan bir özellik var. Bu cihaz bir ev şebekesine bağlanarak bir web tarayıcısı üzerinden kayıt düzeninin değiştirilebilmesi veya bir TiVo üzerindeki kayıtların bir başka TiVo veya ev bilgisayarına aktarılabilmesi gibi şebeke özelliklerine sahip. Bir de "mevsimlik paso" diye birşey var. Bununla TiVo bir dizi veya şovu her çıktığında kaydetmeye otomatik programlanıyor. (Tekrarları kaydetmemesi tembih edilebiliyor). TiVo'lar ayrıca internete bağlı herhangi bilgisayardan herhangi birşeyi indirip kaydetmeye programlanabiliyor. Ayrıca resimlere bakmakta, ev şebekesi üzerindeki herhangi bilgisayardan müzikleri alıp çalmaya programlanabiliyor. Ocak 2005'de, TiVo şirketi cihazlarında HDTV kayıt desteği sağlamayı artık strateji olarak benimsediklerini, ayrıca CableCard teknolojisi kullanarak internetten herhangi içeriği indirip gösterebilme özelliğinin tüm TiVo'larda olacağını açıkladı. Ayrıca bir program yardımıyla TiVo platformunun üçüncü parti uygulama yazılımlarına açılacağını da duyurdu. Tüm bu özelliklere sahip TiVo'lar 2006 başında piyasaya çıktı.



TiVo'nun stratejisi tüm medya türlerini birbirine bağdaştıran bir cihaz haline gelmek. 2005 ocak ayında "Tivo To Go"diye birşey çıkarttılar. Bu Windows kurulu PC'lere TiVo'da kayıtlı TV programlarını aktarmakta kullanılıyor. TiVo ayrıca Sonic şirketiyle ortak olarak MyDVD 6.1 yazılımını çıkarttı. Bununla TTG dosyaları değiştirilip dönüştürülebiliyor.
TiVo'nun ana rakibi ReplayTV araya giren reklamları atlama özelliğini cihazlarına koymuştu. Ancak TiVo Hollywood film şirketlerini kızdırmaktan çekinip bu özeliğin otomatik olmasını engelledi. Ancak TiVo'larda bir 30 saniye atlatma özelliği var ki bu da aşağı yukarı ayni işi görüyor.
Linux esaslı yazılımı ve donanım tasarımı ile abonelik ve TV rehberi servisinin işletimi TiVo Inc.'e ait olan bu cihazlar Philips ve Sony gibi ünlü üretici firmalar tarafından OEM olarak üretiliyor. Mikroişlemci olarak PowerPC veya MIPS bulunan bu cihazlar 40-140 gigabyte'lık IDE/ATA harddiskler ve MPEG-2 enkoder/dekoder çiplerine sahip. Şimdilerde Toshiba, Pioneer ve Humax tarafından TiVo lisansı altında üretilen cihazlar DVD-R/RW yazıcılara da sahip. Bunlarla saklamak istediğiniz TV kayıtlarını DVD'ye çekip arşivleyebiliyorsunuz.

DirecTV yayınlarını almakta kullanılan alıcılara tümleşik TiVo'lara DirecTiVo deniyor. Bunlar uydudan gelen MPEG-2 dizisini hiç dönüştürme yapmadan doğrudan kaydettiğinden ve iki tüneri olduğundan ayni anda farklı iki kanalı kaydedebiliyorlar. Hiç dönüştürme olmadığından kalitesi de orijinal kalitede oluyor. İçinde MPEG enkoder çipi yok. Son modeleri HDTV uyumlu 250 gigabyte harddiske ve 4 tünere sahip (ikisi uydu ikisi havadan gelen yayınlar için).

Kötü özellikleri de var. Mesela kullanıcının iznini almadan şirket uzaktan cihazınızın içindeki yazılımı değiştirip cihazınızın fonksiyonlarını da değiştirebiliyor. Bir başka kötü özelliği de cihazın eski modellerinde olan abonelik dışında kullanabilme imkanı yeni modellerde yok. Yani TiVo aboneliği sürmüyorsa cihaz kesinlikle kullanılamıyor. Ayrıca şirketin cihazlardan izlenme bilgisi toplaması da şikayet konusu olmuş. Nielsen araştırma(reyting) şirketi ile bu konuda ortak olan TiVo bu bilgilerin anonim olarak toplandığını ve istenirse abone tarafından telefonla başvurulduğunda o abonenin cihazından anonim bilgi toplamanın kaldırılacağını duyurmuş. Bir başka komik durum da TiVo cihazlarının ekstra(pop-up) reklamlar alması. İzleme sırasında karşılaşılan reklamlardan kurtulmak için TiVo satın almış olanlar cihazın ilave reklamlar almış olmasına çok kızgınlar.
TiVo şimdilerde yeni bir işe girişmiş. Yeni nesil cihazlarının sahip olduğu özelliklerden yararlanarak abonelerine internetten film indirtiyor. Bunun için Independent Film Channel (IFC) ile anlaşmış. Deneme olarak aboneler birçok kaliteli içeriği normal TV kanalları yerine internetten makinesine gönderilip yüklenen yayınlardan alabiliyorlar. TiVo şimdi deneme yaptığı bu konuyu 2005 sonbaharında abonelerine lanse edecek.
Halen deneme yayını dahilinde IFC'nin belirli TiVo abonelerine genişbant internet üzerinden sunduğu programlar arasında ilk defa oynayacak daha yeni çekilmiş "Hopeless Pictures", "Greg The Bunny", ve "The Festival" gibi yapımlar bulunuyor. Yayınların özelliği daha önce başka hiçbir yerde oynamamış, henüz TV kanallarında galası yapılmamış içerikler olması. Kapsam dahilinde "internet radyoları" ve "podcasting" yayınları da var. Bir de promosyon çekilişiyle "bir kişiye ömür boyu abonelikli cihaz" sunuluyor. "Ömür Boyu"ndan kasıt sizin değil cihazınızın ömrünün boyu. Yani, örneğin cihazı "upgrade" ettiğinizde abonelik düşüyor.
Öte yandan DirecTV de abonelerine TiVo cihazları yerine NDS'ye geliştirttiği kendi cihazlarını verdi.



Parmak aşağı doğru(kırmızı) "bu programı sevmedim" anlamında


Bu cihazın insanların televizyon izleme adetlerini değiştirme yeteneğine sahip ve alışması çok kolay olduğu söyleniyor. Kumanda iyi tasarlanmış. Akla gelen herşey kanal değiştirme, sesi kısıp açma, ideoteyp cihazındaki gibi oynatma, durdurma geri sarma, ileri sarma, hızlı sarma var. Canlı oynayan bir programın arasına kaydettiğiniz birşeyleri izlemeyi sokup, sonra atlamalarla kaçırdığınız kısımları yakalayabiliyorsunuz. Gerçek zamanlı kayıtta "instant replay" diye bir buton var. Zamanda 8 saniye geriye atlıyorsunuz. Bir de "jump to end" butonu var. Bununla da TiVo'dan gerçek zamana dönebiliyor veya eskiden kaydedilmiş birşeyi izlerken kaydın sonuna gelebiliyorsunuz. Ancak tersi (o kaydın başına alma) yok.
Şöyle bir alışkanlığın gelişmesine yolaçıyor. İzlemek istediğiniz herşeyi izlemeye 10 dakika geç geliyorsunuz. Sonra izlemeye başladıktan sonra araya reklamlar falan girdiğinde zipleyerek gerçek zamanlı yayına yetişiyorsunuz. Telefon çaldığında yayını durdurabiliyor olmak ta çok keyif verici birşey. Canlı yayının tüm özellikleri her an elinizin altında. Tabii daha akıllıca konulmuş bazı özellikler de var.

En tepede bulunan TiVo logolu butona basınca (aşağıda anlatacağımız) TiVo santralı geliyor. TiVo'nun ekran menüleri ile uğraşırken sağ, sol, yukarı, aşağı düğmeleri ile geziniyorsunuz, seçmek için de geldiğiniz yerde (enter tuşu olarak) Select butonunu kullanıyorsunuz. Şu başparmak yukarı başparmak aşağı butonlarına bakınız. Bunları en kolay yere koymuşlar. Gerçekten iyi akıl çünkü bu butonları çok kullanıyorsunuz. Canlı TV izlerken buna basmayı sık sık istiyorsunuz. Herhangi program için (beğeninize göre) +3 ile -3 arası bir değer veriyorsunuz. TiVo buradan sizin neleri en çok beğenip beğenmediğinizi anlıyor. Daha sonra bu bilgileri kullanarak (siz yokken oynamakta olan) programları kaydedip etmemeye karar veriyor.
TiVo sizin zevkinize uyum sağlamaya çalışırken birçok şeyi birden dikkate almak zorunda. Örneğin o film (başını kaçırmışsınız) başka bir saatte tekrar oynarsa kaydetmeye karar verebilir. Ya da o filmle ayni türde bir başka film olduğunda onu size izlemeniz için "tavsiye etmeye karar verebilir." TiVo'nun tüm istediği karşısına her oturduğunuzda size tam sayfa seçenek sunabilmek. Şimdi TiVo'nun "Şu anda oynamakta olanlar" sayfasına bir göz atalım..



Şu anda oynamakta olanlar sayfası

Eğer yakından bakarsak iki tanesinin sol tarafında küçük TiVo ikonları olduğunu görürüz. Bunlar bize öneri olarak (zevkimize uyacağı varsayımıyla) kendiliğinden kaydettiği kanallar. Eğer bunları izlemezsek daha sonra kendiliğinden listeden çıkıyorlar. Yani madem kaydetmiş diye illa bir bakmamız gerekmiyor. Ama eğer beğendiğiniz birşey görürseniz statüsünü yükseltip silinmesine engel olabilirsiniz. Ya da aksine hemen kolayca sildirebilirsiniz. İsterseniz "x gün sonra sil" şeklinde bir talimat da verebilirsiniz. Bir kere sizin şunu kaydet diye bizzat verdiğiniz bir talimatın önüne TiVo hiçbir zaman kendi tavsiyeleriyle geçmez. TiVo kendiliğinden hiçbir zaman sizin kaydet dediğiniz birşeyi silmeye veya kaydetmemeye karar veremez.
TiVo 'nun bu sizin zevkinize uyumlanma(Taste Matching) olayı eğlenceli birşey. Çoğu zaman oldukça doğru kararlar verdiğini söyleniyor. Ama tabii armut dibine düşer hesabı bazen de yanıldığı olabilir. Örneğin diyelim çok genel bilgilerden hareketle sizin komedi filmleri sevdiğinize karar verip Turner Classic film müzikallerini kaydetmeye başladı. Bu durumda hemen (Romalı Sezar gibi) birkaç defa başparmak aşağı butonuna basıp bu seçiminin hatalı olduğunu söylemeniz yeterli oluyor.
Programlı Kayıt konusu Videoteyp cihazıyla yapılandan oldukça farklı. Bir kere kaydetmek istediğiniz yayının hangi kanalda hangi saatte yayınlanacağını bilmeniz gerekmiyor. TiVo her kanalın yayın akış programıyla ilgili en son bilgilerle sürekli güncellendiğinden kendi programını düzenleyebiliyor. TiVo 'nun (kumandanın en tepesinde ortadaki butona bastığınızda gelen) Santral menüsüne bir bakalım.



Santral menüsü

TiVo Santralı yayın akış programlarının içinden istediğinizi arayıp seçmenizde kullanılan bir arama motoru arayüzüne sahip. Yayın şebekesi kanalları bazında da arama yapabiliyor, yetmezse TiVo'nun taste-matching işlemiyle sizin için ürettiği öneri listesinden arayabiliyorsunuz.
Kaydetmek istediğiniz bir programı bulduğunuzda iki seçeneğiniz var. Bir defa kaydettirebilirsiniz veya devamı niteliğinde rastladığı hepsini kaydetmesini söyleyebilirsiniz. Bu durumda yayın akış programında değişiklikler olsa alakasız bir saatte ekstra bir şekilde başka bir kanalda yayınlasa dahi TiVo onu yakalıyor.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:25   #8
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart IPTV nedir?


IPTV(Internet Protocol Television) Televizyon/ve veya görüntü sinyallerinin genişbant (kablo internet/DSL) kullanıcısı aboneler veya izleyicilere internet protokolü üzerinden dağıtıldığı sistemlere denmektedir. Bu sistem genel olarak geniş bant işletmecisi tarafından sağlanan internet bağlantısına paralel olarak aynı altyapı üzerinde tahsis edilen bir bant genişliğiyle sağlanır. IPTV kendi başına bir protokol değildir. Halen tüm dünyada 100 milyondan fazla evde genişbant internet bağlantısının kurulu olduğu bilindiğinden IPTV'nin önümüzdeki yıllarda çok büyük bir hızla gelişme göstermesi beklenmektedir.

Görüntü yayınının bantgenişliği gereksinimlerinden dolayı IPTV bağlantılarının dağıtılması gereklidir. IPTV hem canlı tv yayınını (multicasting) hem de banttan yayını (VOD, Video on Demand) içerir. Bu yayınları izleyebilmek için televizyona bağlı bir set üstü alıcı cihaz ya da bilgisayar gerekiyor. IPTV için genellikle canlı TV yayınları için IGMP version 2 (kanal değiştirme işaretleşmesi) ve kayıttan izlemeler (VOD- iste ve izle) için ise RTSP protokolleri kullanılıyor. Canlı TV yayınlarının dağıtılmasında peer-to-peer (P2P, kullanıcıdan kullanıcıya) teknolojisinin kullanıldığı protokoller de yeni yeni ortaya çıkmakta. Bunun geleneksel dağıtım modellerine göre esas avantajı veri dağıtım yükünün kullanıcılar arasında paylaştırılabilmesi suretiyle dağıtıcının işletim giderlerini büyük ölçüde indirebilmesinde yatıyor. IPTV için kullanılan görüntü sıkıştırma formatları MPEG-2, H.264, WMV (Windows Media Video 9 ve VC1), XviD, DivX, ve Ogg bulunuyor.

IPTV'nin geleneksel TV sistemlerine göre en önemli avantajları her kullanıcının ayrı bir yayını izleyebilmesi ve iki yönlü iletişim yeteneğinin olmasıdır. Bu sayede kullanıcının dizi üzerinde denetim (durdurma, ileri, geri sarma v.b.) ve darbantlı kuzeni web uygulamalarında olduğu gibi izleyeceği şeyi özgürce seçebilme olanakları bulunmaktadır. Servis işletmecileri tüketicinin görüntü, data ve telefon iletişimini ayni paket içinden alabildiği bu uygulamaya "Tripleplay" demektedirler. Bir genişbant (KabloTV/KabloNet veya ADSL) hattından tüketiciye "tripleplay" sunabilmek için işletmecinin hem IPTV hem de IP Telephony (VoIP, Voice over IP) teknolojisini kullanması gerekiyor.

Halen IPTV 'nin alternatifi geleneksel uydu, kablo ve yersel yayın dağıtım teknolojileri. Ancak, kablo şebekesi kolayca geliştirilerek uyumlu hale getirilebiliyor. Diğerleri de geri dönüş yolunu genişbant, telefon veya cep şebekeleri üzerinden tamamlayarak iki yönlü etkileşimli TV(iTV) haline getirilebiliyorlar.

ABD'de iste ve izle(VOD) yayınları genellikle kablo TV şebekesinden DVB protokolü kullanılarak veriliyor ve adına IPTV denmiyor. Ancak, İtalya'da Fastweb, İspanya'da Telefonica'nın işlettiği Imagenio var. Japonya'da Yahoo BB /Softbank, Hong Kong'da NOW Broadband TV, yeni açılan SuperSun halen IPTV alanında faaliyet gösteren önemli işletmeci kuruluşlar.
2004 yılında SBC şirketi "Lightspeed" isimli büyük bir projeye para yatırdı. Proje tamamlandığında 18 milyon abonesine 20- 25 Mbs hızında internet hizmeti, internet üzerinden telefon ve IPTV sağlanacak. Gerekli yazılımın bedeli olarak sadece Microsoft'a $400 milyon dolar verecek. Bundan ayrı olarak gerekli şebeke altyapısını kurabilmek üzere de $4 milyar dolar harcıyor. Bu yatırımda en büyük pay yaklaşık 1.7 milyar dolar ile Alcatel'in vereceği erişim ve fiber teknolojileri, IP routing, Ethernet santral çözümleri, şebeke sistemleri ve tümleştirme hizmetleri bulunuyor. Bu anlaşma yepyeni ve tümleşik bir IPTV şebeke çözümü konusunda SBC, Microsoft ve Alcatel sistemlerini global anlamda biraraya getirmektedir.
2005 Ocak ayında ABD merkezli Verizon da Microsoft'un IPTV çözümünü kullanma konusunda onlara katıldı. CEO'sunun söylediğine göre Verizon $73 milyar dolarlık yatırıma girişmiş. Yeni fiber sisteminden saniyede 100 megabit hızla veri indirilebilecek, sisteme 15 megabit hızla çıkılabilecek. Bu Verizon'un FiOS isimli yeni şebekesini halen ABD'nin en hızlı, en etkileşimli şebekesi yapmaya yeterli. 2005 yılı sonuna kadar 3 milyon eve ulaşılacağı ve ve hızla büyümeye devam edileceği açıklanıyor.
Öte yandan Swisscom/Bluewin 600 kadar abone ile Kasım 2004'den bu yana deneme yayınlarını sürdürmekte idi. Bell Canada, Bell South, Reliance (Hindistan) ve TelecomItalia da bu yeni teknoloji üzerinde çalışmaktalar. Fastweb, Yahoo BB ve Swisscom/Bluewin dışında Belgacom da bu yıl ticari bir IPTV hizmetini başlatıyor.
Halen 2.5 milyon dolayında olan IPTV abonesinin 2010 yılına kadar olan 5 yıl içinde on kat artarak 25.9 milyon abone sayısına ulaşacağı, ve 10 milyar dolardan fazla bir ciroya ulaşacağı hesaplanmaktadır. Şu anda IPTV tüm dünyadaki yayıncıların, telekomcuların ve kablocuların en gözde konusu. Eksponansiyel bir gelişme bekleniyor. Kaliforniya merkezli Multimedia Research Group da 2004 yılında abone sayısı 1.9 milyon dolayında olan IPTV hizmetlerinin 2008 yılında 25.3 milyon aboneye ulaşacağını hesaplamış. 2004 yılında 635 milyon dolar olan abone gelirlerinin aynı 4 yıl içinde 7.2 milyar dolara tırmanacağını hesaplıyor. (Türkiye için bu değerlerin yüzde biri, yani 2008 IPTV cirosunun 72 milyon dolar olmasının beklenmesi çok hatalı olmaz sanıyorum)
Bu alanda uydu işletmecilerinin nasıl davranacakları da henüz belirginleşmiş değil. Bölgeler arası aktarımcı mı olacaklar, yayın dağıtıcısı mı olacaklar, yoksa doğrudan yeni etkileşimli hizmetlerin servis sağlayıcısı mı olacaklar henüz belli değil. TDG araştırmacısının söylediğine göre 20 milyonu geçen abone sayısı için hibrid teknolojilerin kullanılması Telekom şirketlerinin TV ya da, internet şebekesi üzerinden telefon hizmetleri(VoDSL) vermelerinin önüne geçecek ve hakimiyet kazanacaktır. TDG araştırmasına göre olay telekom şirketlerini aşarak kablo ve GSM şebekelerinin de dahil oldukları çoklu ortam şebeke topolojilerini etkili kılacaktır. Uydu işletmecileri kablo TV işletmecileriyle rekabet edebilmek için yayın repertuarlarını IPTV esasına göre iste ve izle(VOD) yayınlarıyla çeşitlendirebilmek zorundadır. Fiber hatların ulaşamadığı yerlerdeki kullanıcılar IP si olan VSAT terminalleri ile şebekeye girecek. Küçük çanaklarla hızlı veri akımı sağlanabiliyor. Ancak, doğrudan son kullanıcılar için hala oldukça pahalıdır. 2004 ile 2010 yılları arasında sektörün yıllık bileşik gelişme hızının %102 gibi çok cazip bir boyutta olacağı beklenmektedir. Şu anda internette mevcut iste ve izle(VOD) görüntü yayınları ayda 15 dolar gibi bedelle alınabilen genişbant(hızlı internet) servislerinden indirilebliyor. Ucuz ve son derece elverişlidir. Kullanıcısı da çok. Ama şimdi bir de bunun gerçek yayın kalitesinde ses ve görüntüler indirilebilen IPTV halini düşünün. Endüstriyel olarak eski dengelerin tümünü değiştireceği kesindir. Örneğin TV endüstrisi artık içeriği yayıncının müşteriye ittiği modelden, tüketicinin istediği içeriği kendine çektiği modele doğru geçiyor, eski düzen tersine dönüyor. Bu bir devrim olarak tanımlanabilir..


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:26   #9
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart MHP nedir?


MHP(Multimedia Home Platform) paralı ve parasız TV kanalları, interaktif hizmetler ve multimedya yayıncılığı için DVB Project tarafından geliştirilmiş standart ortak temel sağlayan açık kaynaklı, bağlayıcı özel yazılım(middleware) platformudur. Tüm Avrupa çapında DVB Multimedia Home Platform (MHP) standardını kullanan etkileşimli yayınlar hem uydularda, hem kabloda hem de karasal yayın platformlarında yerlerini almış durumda. Avrupa Komisyonu tarafından formel olarak herhangi bir zorunluluk getirilmemiş olmasına karşın MHP açık ve etkileşimli bir standart olarak büyük ölçüde benimsenmiş ve teşvik edilmiştir. Şimdiden birçok ülkede MHP bazlı etkileşimli yayınlar sürdürülüyor.




Türkiye MHP'yi benimseyenler arasında. Finlandiya 2001 ağustosunda bu yayınlarını DTT platformunda başlatarak öncülük yaptı. Mevcut yayınlar arasında dijital teletekst, bankacılık ve oyun, reklam siteleri ve yedi günlük elektronik program rehberi (EPG) yayını yeralıyor. Dönüş yolu bir cep telefonu şebekesi üzerinden. Tampere kentinin bir yerel bilgi portalı MHP platformu üzerinde. Helsinki kentinin de benzer bir portalı açıldı. Hükümet ArviD projesi üzerinden MHP'ye aktif destek vermiş. Tüm kamu yayıncıları İskandinav Etkileşimli yayın dönüşüm planı üzerinden MHP bazlı etkileşimli yayınların başlatılmasına destek veriyor. Danimarka ve Noveçte de DTT yayınların başlatılmasının benzer gelişmelere yolaçacağı sanılıyor. Danimarka'nın DTT yayınları 2005 temmuzunda Norveç'in yayınları 2006 da başladı.



Elektronik yayın rehberi örneği

İsveç'de etkileşimli yayınlar başlangıçta patentli bir sistem olan OpenTV üzerinden başlamıştı. Oysa, şimdi MHP bazlı yayınlara dönüşüm başladı. Kamu yayıncısı SVT 2004 mart'ında MHP bazlı bir teletekst yayınına geçti.
Almanya en baştan beri MHP bazlı etkileşimli televizyon yayınlarının sürekli destekçisi. Özellikle uydudan yapılan MHP yayınlarının öncüsü konumunda. Yersel platformda da MHP data yayınları başlatılmış durumda.
Avusturya'da, MHP bazlı etkileşimli DTT yayınlarının denemesine Graz kentinde 150 ev ile başlanmıştı. !TV4 adı verilen yayının dönüş yolu telefon hatı üzerinden. Kulanıcılar televizyon uzaktan kumandası yardımıyla bilgi hizmetlerine erişebiliyor ve oy verebiliyorlar. Denemenin gösterdiği başarı üzerine MHP etkileşimli yayınların tüm sisteme uygulanması bekleniyor. Macaristan'da, MHP-bazlı yayınlar Antenna Hungaria tarafından yürütülen DTT denemeleri içinde yeralıyor. Yayınlar enformasyon bazlı ve EPG ve digital teletekst konularını da içeriyor. 2002 Şubat'ında İspanya'da Bilim ve Teknoloji Bakanlığı MHP'ye dayalı etkileşimli yayınların teşviki ve yürürlüğe sokulması konularında önde gelen üretici ve yayıncılar arasında imzalanan bir sözleşmeye sponsorluk etti. Halen Katalonya, Madrid, Galiçya, ve Bask bölgelerinde MHP yayınlar var. Katalonya'da Miromercats pilot olarak 100 evde dönüş yolu telefon hattı üzerinden olan gelişmiş MHP uygulamalarının denemesi yapılmıştı.
MHP'nin en yoğun olarak uygulandığı ülke İtalya denebilir. İtalya'da etkileşimli içerik DTT yayınların merkezinde yeralıyor. Yayıncılar MHP bazlı etkileşimli teletekst, haber bilgileri, hava tahminleri, EPG, ve izleyici oylamaları, anketleri gibi konularda geniş uygulama alanlarını yürürlüğe koydular. Dahası hükümet digital bölünmeyi kaldırmak üzere "t-hükümet" denilen yayınlarını yürürlüğe koyma çalışması içinde (bilgisayarlaşamayan halk kesimleri TV üzerinden devletle internet iletişimine girecek). Evlerin bu etkileşimli kutulardan satın alması için devlet desteği ve sübvansiyonlar söz konusu.



TV'de etkileşimli golf turnuvası

Tabii piyasadaki tek etkileşimli televizyon yayın sistemi MHP değil. MediaHighway ve OpenTV gibi sistemler de birçok cihaza kablo uydu veya yersel yayınlarla uyumlu halde kurulmuş durumda bulunuyor. İngiltere'de yersel platformda büyük ölçüde MHEG standardı hakim. Pazarda çeşitli ürün ve yayınların yeralmasının bir sonucu olarak DVB Projesi çok çeşitli etkileşimli TV yayınlarının yeniden yazılması gerekmeden farklı platformlarda doğrudan kullanılabilmesini sağlamak üzere Portable Content Format (PCF) isimli bir format üzerinde çalışmalar yapıyor. Bu şekilde farklı formatlar ve cihazlarla da yayın kolayca işletime sokulabilir olacak.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Alt 28-06-2007, 10:26   #10
 
 
www.e-servisler.com _ Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak..
 
Bulunduğu yer: DENİZLİ
 
Yaş: 40
 
Mesajlar: 7.269
 
Teşekkürler: 929
617 Mesajı 2.465 Teşekkür Aldı
 

Seviye: []
Canlılık: /
Çekicilik: /
Deneyim: %

 
T@hsin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
 
 
Standart Sektörde gelişmeler ve ITV (Etkileşimli TV)


Uydu Endüstrisi Birliğinin(SIA) raporuna göre ticari uydu endüstrisi 2004 yılında $97.2 milyar dolar gelir elde etti. Bu değer 2003 yılı gelirlerine göre %6.7 bir artış ifade ediyor. Bu rakamın içinde 60.9 milyar dolar ile en büyük pay(%62.7) uydu hizmetleri sektörünün. Bunun içinde de en büyük pay 49.5 milyar dolar ile doğrudan evlere yayıncılık sektörünün. Yani tüm uydu endüstrisinin yaklaşık %51'i ve tüm uydu hizmetlerinin yaklaşık %81.3'ü doğrudan evlere(radyo, tv, data) yayıncılık sektörünün. Raporu yorumlayanlarda endüstrinin geliştiği ve sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ettiği ve 2005 yılında da HDTV, uydu radyosu, uydudan genişbant internet, ile uydu hibrid çözümleri gibi konular sektördeki hızlı gelişmeyi sürdürdü.

2004 yılında global uydu üretimi gelirleri 2003'e göre %4 artışla $10.2 milyar dolara ulaşmış. ABD'deki uydu üretimi gelirleri ise hükümetin siparişlerini kısması nedeniyle %15 azalarak $3.9 milyar dolara inmiş. Global uydu fırlatma gelirleri de 2004'de %13 azalarak $2.8 milyar dolara inmiş. Bir taraftan ticari uydu hükümet uydusu oranı da değişmektedir. 2004 yılında fırlatılan global uydu miktarının %53'ü hükümetlerin %47'si ticaridir. Oysa, 2000 yılında ise fırlatılan uyduların %66'sı hükümetler %34'ü ticari kuruluşlar tarafından sipariş edilmiş. (Yani, kamuya ait uyduların oranı giderek global olarak düşmektedir). Yerde kullanılan uydu cihazları bakımından da sektörün gelirleri 2003'e göre %5 artarak $23.3 milyar dolar olmuş. 2004 yılında gelirleri en fazla artan son kullanıcılara ait VSAT(iki yönlü uydu), uydu televizyon, hızlı internet ve uydu radyo cihazlarının satışları olmuş.

Avrupada 2004 yılında başlayan HDTV konusunun giderek hız kazanması bekleniyor. Teleport'lar ve son kullanıcıya uydudan internet konusu hız kazanmıştır. ABD'de büyük başarı kazanan "uydu radyo" konusu ise avrupaya henüz yeni gelmekte ve 2008 yılından itibaren hız kazanmaya başlaması beklenmektedir.


Etkileşimli TV (iTV, Interactive Television)
Bu terim izleyicilerin televizyonda izledikleriyle iletişime geçebilmeleri için düşünülmüş tüm yöntemleri kapsamaktadır. İnteraktif TV, iTV, idTV, ITV şekillerinde ifade edilen bu uygulamaların gerçek özelliği izleyicinin izlediği şeyi değiştirebilmesinde yatar. Örneğin bir futbol maçını hangi kameranın bakış açısından izlediğinizi değiştirebiliyorsanız, ya da yayıncıya bulunduğunuz yerden bazı bilgiler gönderebiliyorsanız bu etkileşimli televizyondur. Sizden yayıncıya doğru bilgilerin gidiş yolu(return path, back channel) kablo tv'nin kablosu üzerinden, telefon hattı veya cep(SMS yazılı mesaj) üzerinden olabilir. Kablo izleyicileri yayınları kablodan almakta iken, geri dönüş yolu etkinleştirilmiş kablo sistemlerinde ise aynı kablo geri dönüş yolu olarak da kullanılır. Uydu izleyicileri genellikle geri dönüş yolu olarak normal telefon hatlarını kullanırlar. Bu hizmetin masrafı telefon faturalarına eklenir.

PC üzerinden yapılan etkileşim "öne eğilerek etkileşim" olarak tanımlanırken, bu etkileşime "geri yaslanarak etkileşim" deniyor. Çünkü kullanıcı bu defa tipik olarak oturma odasında, ve elindeki uzaktan kumandayla geriye yaslanmış bir konumdadır.

Bilgisayar oyunları (gaming) işinin internetteki e-mail, chat, ve e-ticaret olaylarından sonraki dördüncü büyük dalga olduğu, bu işin geleceğinin çok parlak olduğu konuşuluyor. Etkileşimli(interaktif) eğlence 1999'daki 82 milyon dolarlık boyutundan bu güne her yıl yaklaşık %50 büyüyerek geldi. Tabii bu da insanların eskisine göre "daha az TV izlemesi bahasına" gerçekleşen birşey. Ancak kimileri de bu işin ister PC, ister TV, ya da Cep telefonundan oynansın etkileşimli medya için piyasayı öldürücü bir uygulama örneği olacağı görüşündeler.

Şu anda "oyunlar piyasası" donanım ve yazılım olarak Sinema endüstrisinin gişe hasılatlarının çoktan önüne geçmiş durumda. O nedenle ister içerik sağlayıcı, ister platform şirketleri için olsun oyunlara odaklanmak kaçınılmaz bir hamle durumunda. Öte yandan interaktif TV platformlarını bu oyunları en azından internetteki kalitede sunabilecek şekilde geliştirmek şu anda TV şirketlerinin işi. TV platformlarını bu düzeye yükseltmek ise çok kolay bir iş de değil. Şu anda BSkyB ve CanalSatellite şirketleri interaktif çevrimi sağlayabilmek üzere telefon hatlarına güveniyorlar, bu ise gerçek zamanlı grup oyununun oynanabilmesini yavaşlatan birşey. Öte yandan Telewest gibi kablo işletmecileri için de hard-core gamer'ların hatta doluşması ve tüm bant genişliğini yutmaları durumunda kablo hattının izdihamdan tıkanması sözkonusu.

Bir diğer konu da interaktif içeriklerin rakip iTV platformlarında da kolayca çalışabilecek şekilde WEB'den iTV ortamına tercüme edilmesinin maliyeti. Bir araştırmaya göre bu tercüme işi site başına ortalama 1.5 milyon dolar tutmaktadır.

Şüphesiz digital televizyonun geleceği, oyun ve diğer etkileşimli yayınlarda yatıyor. BSkyB şirketi, analog abonelerine göre interaktif yayınlar ve izle ve öde filmleri olan digital abonelerden %10 daha fazla kazandığını açıkladı.

TPS şirketinin şu ana kadar olan deneyimleri bazı konuların açık başarısını ortaya koymuştur. Örneğin etkileşimli abonelerden %14'ü at yarışlarına iştirak etmiştir. En fazla katılım %27 ile TV quiz şovlarına olmuş, abonelerin %13'ü ise diğer TPS aboneleriyle şebekeler üzerinden oyun oynamışlar.

TPS'in ilgi çeken bir başka interaktif uygulaması da Meteo (hava raporu). Günlük 631.000 ziyaretçisi var. (Hava raporuna bakmak için kimse PC'nin boot etmesini beklemez)
Öte yandan BSkyB 'e göre etkileşimli uygulamaların başarısında en önemli sır doğrudan bir TV programına bağlantılı olmaları. SkySports' u izleyenlerin %50si hemen Sky Sports'un ekstra uygulamalarını kullanmaya geçmektedir. Tabii eğer ekrana uygun araç çubuğunu koymayı becermiş iseniz. Gelirler de hemen yükselmeye başlıyor. BSkyB 'nin 2005 yılına kadar aboneler temel abone ücretinin üstüne yılda ortalama 50 sterlin kadar etkileşimli hizmet kullanmaya başlamış olacakları hesabı tutmuş görünmektedir. iTV uygulamalarını kullanarak pay-TV şirketleri abone başına gelirlerini arttırıyorlar. Ama donanım üreticileri de boş durmuyor. PACE şirketi içine Sega oyun konsolunu yerleştirdiği bir STB (uydu/kablo alıcısı) modelini 2002 yazında çıkarttı. Kutunun içindeki 40GB bir harddisk yaklaşık 60 oyunu içinde saklayabiliyordu (şimdikilerde 160GB HDD bulunuyor).
Oyun şirketleri gelecekteki oyunların gittikçe "tüm hayatımızı işgal edebilecek kadar" gerçekçi olacakları iddiasındalar. Örneğin yeni gerilim oyunları eve telefon açıyor, fax çekiyor, ve sonuçta "sizi" oynuyor. Paralı TV(Pay-TV) operatörleri için ise tırnak ısırtan soru "sistemlerinin bu tip oyunları destekleyebilecek durumda olup olmadığı".


SKY Sports'un etkileşimli maç yayını


Digital TV (DTV) lerin ortaya çıkmasıyla yayıncılara çok büyük gelir fırsatları, izleyicilere de daha önce hayal bile edemeyecekleri etkileşimli seçenekler sunulmaya başlandı. İşte Etkileşimli Televizyon kavramı tüm bunların merkezinde yeralmaktadır. Halen dünyada 625 milyon kişi televizyonlarında alışveriş, bankacılık, oyun ve eğlence hizmetleri dahil çeşitli interaktif hizmetlere kavuşmuş durumda.

Geçmişe bir gözatacak olursak, "Televizyon" sözcüğünün "uzaktan görme" anlamında ilk olarak 1900 yılında Paris'teki Uluslararası Elektrik Konferansında Constantin Perskyi tarafından kullanıldığını, bunun ardından ilk olarak 1920'lerde çalışır bir örneğinin John Logie Baird tarafından halka tanıtıldığını görüyoruz. Böylece TV sihirli bir kutu olmaktan çıkıp, zaman ve mekan kavramlarını aşarak görüntüleri başka ortamlara taşıyabilen güçlü bir iletişim ortamı olmayı başardı. Dünya çapında milyonlarca evin sosyal hayatına, eğlencesine, bilgilenmesine eğitimine katıldı. Hatta onun için özel odalar yapıldı.
İnteraktif (etkileşimli) uygulamalar da aslında tümden yeni birşey değildir. Prensip olarak yayıncıların gelecekteki programları tanıtarak izleyicinin tercihlerini etkilemeye başladıkları zamandan başlamış, teletekst uygulamalarıyla gelişmiştir, kullanıcıları kumanda kullanarak birşeyler arayıp bulmaya, seçme yapmaya alıştırmıştır. . Bugünkü anlamda dünyanın en gelişkin TV pazarı konumundaki İngiltere'de tüm evlerdeki TV lerin %50'den fazlasının tümüyle interaktif olduğu hesaplanmaktadır.

Bu gelişimin gerisinde British Sky Broadcasting (BSkyB) şirketinin gayretleri yatıyor. Şirket ödül kazanan interaktif Spor yayıncılığı sistemiyle kullanıcıya içerik ve akışının kontrolunda "diğer yayıncılar için de bir anlamda örnek teşkil eden" önemli imkanlar getirmiştir. Sky 'in etkileşimli uygulaması Sky Sports Active (kısaca Active denmektedir.) izleyicilere birçok yeni seçenek getirmektedir. Geliştirilmiş uzaktan kumanda ve digital kutunun (STB) sayesinde televizyon bir "Vortal"(etkileşim çevresine giriş kapısı) haline gelmektedir. Bu çevre izleyiciyi oturma odasından alıp yarışma ya da stadyumun içine götürmektedir. Geleneksel izleme sistemindeki yöneticinin seçtiği izleme açılarının yerine -özellikle canlı yayınlarda- bir menüden 4 etkileşimli izleme açısı arasından seçim yapma olanağı tanıması izleyiciyi pasif konumundan çıkartmaktadır.
Sky digital izleyicileri 4 kamera açısı seçeneği dışında bir de "player- cam" denilen yepyeni bir seçeneğe sahiptir. Bu kameradan ekranı bölerek yönetmenin seçtiği bir oyuncuyu (ekranın bir köşesinde) sürekli izlemek olanağı var. Ana TV ekranının bir kısmı çekim yönetmeninin seçimini gösterirken minyatür bir ekranda sözkonusu oyuncu sürekli izlenebilmektedir. Gelecekte Sky Player-Camda izlenecek oyncunun seçimini izleyicilerin oy verdiği bir sisteme bağlamayı ummaktadır. Tamamlayıcı olarak doğrudan uzaktan kumandadan seçilebilen 3 kamera (birer tane stadyumun heriki tarafında, biri ortasında) bulunmaktadır.
Etkileşimli seçimler ana menüsünde ayrıca "highlights" seçme enstantaneler kısmı bulunuyor. Maç sırasında Sky'ın Londra merkezli stüdyosunda oluşturulan ve edit edilen kliplere anında erişim imkanı var. Sürekli güncellenen ve etiketlenen bu klipler maç anlatımının yanısıra sürekli yayınlanmakta ve anında erişilebilir durumda tutulmaktadır. Örneğin telefon çaldığı sırada önemli bir anı kaçırmışsanız o önemli anı izleyebilmek için maç ortasını beklemeniz gerekmiyor. Dönünce istediğiniz anda oraya geri dönüp bakabiliyorsunuz..

Ağustos 2000de Sky "Fanzone" kavramını getirdi. Sadece taraftarlar için düzenlenmiş özel bir alana heriki takımdan iki taraftar getiriliyor ve maç sırasında ana kanaldaki mevcut maç spikerlerinin anlatımlarına ek olarak onlar da yapılmakta olan maçı kendilerince sürekli yorumluyorlar. Bu tümüyle "amatör kişilerce yapılan" taraftar görüş ve yorumları. Doğrudan izleyiciyle konuşarak "Fanzone" neredeyse maçtaki sosyal durumu yeniden yaratmaktadır.
Tabii istatistiksel kısımda o anda geçerli tüm veriler, lig performansı, oyuncu isimleri, fotoğrafları, kısa özgeçmişi, takım haberleri gibi tüm canlı maç bilgileri sürekli erişilebilir konumdadır.
Sky açısından futbol maçlarındaki bu "Simulcast" uygulaması kar getirici sonuçlar vermiştir. Ama etkileşimli tv (iTV) denince ne anlaşıldığı ülkeye göre biraz değişiyor. Örneğin amerikalılar için hala etkileşimli TV denince akla daha çok internet gelmektedir. Sunum ortamı biraz değişik de olsa prensip olarak "t-ticaret" ve "e-ticaret" arasında aslında bir fark yoktur. Alışveriş, bankacılık, elektronik posta gibi konularda digital yayın platformunun getirdiği artılar olayı daha farklı bir boyuta taşısa da 1999 ağustosundan bu yana Sky Sports Extra'nın getirdiği maç yayınlarının kendini en verimli uygulama olarak ortaya koyduğu kabul ediliyor.


İmza

|lll|lllll|lll||ll||ll

  Alıntı ile Cevapla
1 Mesajı 1 Teşekkür Aldı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim